Seli’nin İyileşme Yolculuğu/ Bölüm 12

Yanı başımda defterler, kitaplar, mendil. Zamansızca akan gözyaşları ve hayata tutunmaya çalışırken kafamı yastıktan kaldırmaya mecalimin olmadığı günler, kalp çarpıntısından uyuyamadığım geceler… merhabaa..

Şimdi oynayacak bir topum bile yok ,ben ve canım kendim patolojik ismi; depresyon+panik atak. Haykırsam sesimi duyan olur mu? 

Nasıl bi sürecin içinden geçiyorum böyle?

Dünyanın durduğu bir zamana denk gelmeseydi nasıl olurdu acaba? Bu Da Geçer Ya Hu’yu okuduğumda bile artık iyi gelmiyordu. Geçip bitmeyecekmiş gibi bir karanlığın içindeydim

çünkü geçmiyordu, ağırlaşan beden, düşüncelerden bulanmış zihin, hazmedememiş ve nerdeyse çalışmayan bir sindirim sistemi, baş ağrısı ,şeker regulasyonu yapamayan bir metabolizma..hangisinden başlamalı?

Bir umut diye dua ediyordum her gün, bir yandan bana ne iyi gelirin peşindeydim..elimde ruh, zihin, beden dengesi için yapılıcak pratikler, uygulamalar her şey vardı. İşe yaramıyordu işte ama savaşçı ruhum bırakmıyordu…

Konulan teşhislerin üzerine okumalarım, araştırmalarım devam ediyordu, bir yandan bağırsakla ilgili konuları araştırıyordum, orda da yolunda gitmeyen şeyler vardı…e tabi beyin-bağırsak üzerine bilgiler mevcut.

Peki ben ne yapabilirim, kendime nasıl yardımcı olabilirim?!

Yoga eğitim grubumuzda sindirim problemleriyle alakalı sorun yaşayanların konuşmalarını okuyordum, birbirlerine bütüncül yaklaşan doktor ve diyetisyenlerin isimlerini paylaşıyorlardı bir yanım bir daha doktor yüzü görmek istemezken, bir yanım çözüm peşindeydi. Terapiye düzenli olarak devam, her hafta biraz heyecan, biraz korkuyla acaba ne olucak merakıyla devam ediyordum.

İlk aylar ne hissettiğimden değil, zihinden hikayeler, bilgiler paylaşıyordum:) Ben ne hissediyorumun cevabı yok, ne hissetmem gerekiyor ki? Bedenimden o kadar kopmuşum ki, sinir sistemi kaç/savaş modundan, o kadar yorulmuş ki tek derdi beni hayatta tutmak, çözüm ise duygularımı da geçici olarak dondurmaktı. Donan duyguların çözülmesi için zemin hazırlanıyormuş meğerse terapide.. Ben o sırada doktorların isimlerini alıp araştırmaya koyuldum, bu işe daha derinden bakalım değil m?…Alanının en iyilerinden olması önemli tabii,

ne kadar iyi o kadar doğru çözüm ya sanki 🙂 

Metabolizma ve sinidirim konusunda uzman bir doktordan randevu aldım. ‘Stool Test’ yapılıyor.Amerika’da duymuştum, Türkiye’de ilk kez duyuyordum.. Gaita yurtdışına gönderiliyor ve sonucuna göre de bir beslenme ve takviye programı sunuluyor.Test sonuçlarını kırk beş gün kadar bekledik. Sonunda geldi, gözyaşlarıyla gittim ve Gökhan Bey’e, ‘lütfen, lütfen bir şey söyleyin ve yaşadığım her şey anlam bulsun’ dedim..‘Merak etmeyin, Selime Hanım buldu!’dedi…Teşhis: ‘Leaky Gut’, ‘

Sibo ve Histamine’ de varmış..dedim nedir bu Leaky Gut??

Kitaplarda okuyoruz ama geçirgen bağırsakmış aslında toplumun çoğunda olan ve fark edilmeyen bir durum, böyle havalı testler ile ancak ortaya çıkıyor.Nedir yan etkileri diye sordum…Yaşadıklarımın hepsi listede; anksiyete, depresyon, baş ağrısı, eklem ağrıları, beyin sisi, konsantrasyon bozukluğu, şişkinlik, gaz, kabızlık, ishal, şeker dengesizlikleri, insülin problemi… liste uzaaaar gider…

   Oh tamam artık tutunacak, sahiplenilecek bir teşhis var! Yaaa gördünüz mü, ben normalim her şeyin suçlusu geçiren bağırsak 🙂 Çözüm; Paleo tarzı beslenme, aralıklı oruç ve avuç dolusu supplement . Hell yea!! 

Geçecek değil mi Doktor?!?

Evet evet elli sekiz gün şu listeyi uygula bakalım diyetisyen hanımın verdiği, sonra görüşelim tekrar…O kadar çaresiz bir haldeyim ki gerçekten dese ki şu taşı ye yerim!

   Taş yesem daha iyiydi! İki hafta her gün tentürdiyotumsu bir şey içtim bööööğğğğğ…

O kadar inandım ki tamam başlıyoruz…

Day 1:eliminasyon… sadece sebze et ve sağlıklı yağlar…bir de pilatese başladım hafif olsun diye hareket olmadan olmuyor tabii. Beden bana dur dese ne olur ki doktor hareket demiş değil mi? 🙂

   Bir ay geçmedi, semptomlarda iyilik hali; ehhh şişkinlik az tabii o kadar az yemeğe ne şişsin 1.83cm-75 kilo kıza sen günde iki öğün??????Arada yağ içiyorum, enerjim yok, düşük karbonhidrat beslenme tabii alışık oldugumun dışında, yeni bir şey. 
  Neymiş efendim vücut yağdan enerji almaya alışırmış…Peki tamam ee ama regl yok yine? Ee ben hormonlarımı dengeye sokmak için yıllardır uğraşıyorum!!

Bu kaçıncı hayal kırıklığı, kırıla kırıla paramparçayım! Hani en iyisiydi, hani ünlüler bile iyileşiyordu?!!

Tüm protokolu elli sekizinci günün sonunda bıraktım, gluten, süt ürünü tüketimim zaten yoktu.En azından arada kinoa, karabuğday, sağlıklı tohumlar olsaydı yaa! Kendi bildiğim gibi yine dikkat ederek beslenmeye devam ettim, hoop bir sonraki ay regl geri geldi! Neden? Çünkü; kadın bedeni o kadar açlık altında yine stres altında ,sağlıklı stres değil hem de bu, tehdit oluşuyor!On dört, on altı saatlik açlık, en azından o süreçte benim için öyle! Güvende hissetmeyen bedende regl falan olmaz, üremeyi kapatır daha önce stres algıladığında yaptığı gibi…

Bir daha doktor mu?? pls nooooooooooooooooTabii benim kendi obsesif araştırmalarım devam ediyor; leaky gut üzerine videolar, podcastler… Of of beyin yandı,alev çıkıyor. Masterim gut health üzerine tamamlanmış oldu 🙂

Yorum bırakın