Seli’nin İyileşme Yolculuğu / Bölüm 9

Bu arada yeni sezonla ilgili herhangi bir gelişme henüz yok. Mayıs genelde bizim marketing için erken sayılır tabii bu zamana kadar sezon bitmeden bile seçenekleri olan bi oyuncu olarak son dönem (İtalya-Polonya-Filipinler) yaşadıklarımla beraber canım sıkılmıyor değil. Endişe seviyemin farkındayım, menajerim ilgileniyor biliyorum,o yüzden tek sorumluluğum olan fiziksel çalışmaları ve kendine iyi bakım vermeyi sürdürüyorum, yoga eğitimine katılıyorum daha nolsun😄O kadar heyecan doluyum ki kendimi eğitime fena kaptırmışım. Sabah derslere yürüyerek gidiyorum. Kulağımda notlar, zihinimde dönen düşünceler, acaba bir gün bu öğrendiklerimi, deneyimlerimi birilerine aktarabilir miyimin heyecanı, meraki …bir yandan yaptığım meditatif çalışmaların etkilerini görüyorum . Hatta rüyalarım bile değişiyor, beden tepkilerimin daha farkındayım bi yandan da korkutucu geliyor, Allahım neler oluyor..

Yeni bi dünyaya adım atmışım gibi, yoğun hissediyorum fakat hiçbirini anlamlandıramıyorum..Yıllarca bedeniyle para kazanan biri bedenin duyumlarından bu kadar uzak kalabilir mi? Tek hissettiğim son nokta olan ağrı oluyordu. Onun da çözümü; ,apranax, muscoril, voltaren ya da muadilleri oluyordu. İşte takımdaki fizyoterapist veya doktor ne veriyorsa…Derken bu pratiklerle benim reglim tekrar geri geldi, ağır fitness yapıyor olsam da bedeni rahatlatan o kadar çok meditatif, somatik çalışma yapıyordum ki kendi doğal döngüsüne dönüyordu beden,doğal olmayan onu yıllarca duymayışım! Haykırışlarını, çığlıklarını…


Bu süreçte iki ay regl oluyorum ta ki ağustosta elime voleybol topunu alana kadar.. takım bulana kadar ki süreçte top antrenmanlarından uzak kalmamak için Türk Hava Yolları ile antrenmanlara başlıyorum.. Başladığım hafta eski tüm semptomlar kat ve kat fazlasıyla ortaya çıkıyor, idman ortası çarpıntılar, baş ağrısı ve tabii ki reglim de duruyor o ay.. Bir şeylerin fazlasıyla yolunda gitmediği artık ortada, ‘iyi olma hali’ için çırpınan biricik halime sıkıca sarılıp ben burdayım, yanındayım demek istiyorum..

Antrenmanlara bir süreden sonra devam edemiyorum öncesinde idare ediyorum…Bu esnada tabii bırakma gibi bir opsiyon aklımın ucundan bile geçmiyor…Sürünüyorum ama devam. En büyük kararım (sağlıklı diyelim)yurtdışında oynamamak oluyor, İstanbul’da olacağım hatta mümkünse aileme yakın!E tabii bu niyet doğrultusunda eski antrenörüm olan Mehmet Ağabey beni Beylikdüzü’ne çağırıyor, kabul ediyorum. Antrenmanlara giderken,’NEDEN’

 böyle oluyor diye sorgulamaya da devam ediyorum ve yeni bir doktor arayışına giriyorum. Muhtemelen bu gideceğim üçüncü kadın doğum uzmanı olacak…

    O sezon başı farklı bir sporcu beslenme uzmanıyla çalışmaya başlıyorum. Bütüncül ve fonksiyonel tıpı da dahil ediyor yaklaşımlarına.Yaşadığım sorunlardan bahsediyorum, çok fazla doktora gittiğimden, sonuç alamadığımdan vs..  Hormon testi öneriyor bana..

Amerika’da yapılan Dutch Testi..Tükürük alınarak yapılan bu test; hormonların çalışma şeklini, kortizolun en pick yaptığı saatleri vs. hepsini gösteriyor. Çok kapsamlı ve maliyetli aynı zamanda 😏

Tamam diyorum ,ne gerekiyorsa yapalım..

Bu esnada tekrar kontrol amaçlı doktora gitmemi öneriyor. Tamam diyorum ben araştırıyordum zaten..öneriler alıyorum, lütfen iyi bi doktor olsun…

  Yeni bir isim geliyor…

Randevuyu alıp gidiyorum ,kan değerleri iyi, muayene iyi, rahim, yumurtalıklar sağlıklı ..eee?  Tabii ki çözüm olarak ilaç!! Direkt olarak hayır diyorum! Ben doğal reglimi istiyorum!! hormonlarımı maskeleyerek suni bir kan değil ! … bir de endokronoloji görsün diyor, 

belki metabolik bir durumdur, stres kaynaklı olabilir..Artık stres lafını duymak bile istemiyorum, yapılması gereken her şeyi yapıyorum, beslenme, yoga, nefes, meditasyon…

Antrenmanlara giderken çantama tüm bu yaşadığım yükleri de koymuş gibi gidiyorum, sıçrarken sanki yüz kilo ekstra ağırlık var!

Eski performansımı gösteremiyorum, günden güne ağırlaşıyorum, nefesim tükeniyor, kalp çarpıntıları, baş ağrıları…bu şekilde üç-dört tane resmî maça çıktım desem inanır mısınız?

  Ah ah o zamanlar ki acılar, üzüntüler, tutulmamış yaslar ve çaresizlik..Yazarken bir an bedenlendi..

En son oynadığım Fenerbahçe macıydı diye hatırlıyorum. Isınmada izin isteyip dışarı çıkmıştım nefes almaya, antrenöre iyi hissetmediğimi söyledim.Maç başladı, topu dahi göremiyorum, top bir oraya çarpıyor, bir buraya … Antrenöre bakıyorum ve beni al diyorum.. Voleybolda pek görülen bir şey olduğunu sanmıyorum.

En azından benim voleybol hayatımda bir ilkti…

Öyle kalp çarpıntıları k, bu resmen patolojik bi durum hatta teşhisi varmış; PANİK ATAK !  Ben de ilerleyen zamanlarda öğreneceğim…

Derken antrenörle konuşup, kendime olan saygımdan daha fazla devam edemeyeciğimi söylüyorum. İki, üç hafta takımdaki gençlere ablalık yaptıktan sonra takımdan ayrılma kararı veriyorum..

  Bu arada şu detayı belirtme ihtiyacı duydum; herhangi bir ödeme yapılmamıştı klüpte maaş anlamında yoksa kendimi ne kadar mahcup hissedip nasıl bi vicdan yapabileceğimi biliyorum..bir şeyleri yarıda bırakmak bana göre değil! Sonuna kadar, olduruna kadar devam etmeeek..hatta sağlık sorunlarına rağmen..bu kadar derin ve hassas düşünüp, hissetmenin de  kalp çarpıntılarına etkisi olsa gerek …

Yorum bırakın