Yine bir eve dönüş…
Ben eve dönüşü aslında ‘bedene dönüş’ olarak adlandırıyorum, çünkü bu beden bizim tapınağımız, yani evimiz…Şimdi hem bedensel rahatsızlıklar hem de evimde bir başımayım…yalnızlık ve çaresizlik hissinin tarifi yok ki o zamanlar böyle kelimelere dökmezdim, paylaşamazdım, yüzeysel paylaşırdım, kaçardım, saklanırdım, izole olurdum…Öyle de yaptım ve 2020’nin aralık ayında resmi olarak voleybolu bıraktığımı açıkladım..
En sevdiğim şehre tek yön bilet aldım! Londra’ya…benim kaçışlarım hep kurtuluş hissi gibi gelirdi. Uzaklardayken öyle özgür hissederdim ki..
Aidiyet bana uzaktı, köklerimizin göçmen olmasının da etkisi olsa gerek. Nomad soul…
O sıralar almış oldugum Secondary Amenore(Altı aydan uzun süre regl olmama) teşhisi üzerine derin araştırmalar yaptım, Türkçe kaynaklardan yeterince faydalanamadım, yabancı kaynakları araştırmaya başladım. Bunu yaşayan tek ben olamazdım değil mi? Youtube videoları, bloglar, bir sürü kişiye ulaştım. Facebook’da gruplara üye oldum. Bu Secondary Amenore aslında Hipotalamik Amenore’ymış. Bu konuyu kitap haline getirmiş birine ulaştım aynı zamanda kendisi de deneyimlemiş. Kitabını satın almayı denedim fakat başaramadım, kendisine uzunca hikayemi anlattığım bir mail attım.Biraz yazıştık sağolsun,kitabı bana hediye etti 🙂 Bende bu deneyimi yaşayan ve okumak isteyen kişilere ileteceğimin sözünü verdim, kitabin fotoğrafını şöyle ekliyorum, okumak isteyenler bana mail atabilir, pdf iletebilirim…

Kitabı okumaya başladığım andan itibaren gözyaşlarımı tutamadım, yazılan çoğu şey benle rezone oluyordu.
Aslında stres dediğimiz şey sadece mental, duygusal değil fiziksel de olabilirmiş. Hatta sağlıklı yaşam adı altında yaptıklarımız bile…Yoğun egzersiz, kısıtlı diyetler, duygusal birikimler vs…O günden sonra kendime diyetin d’sini yapmayacağıma söz verdim! (tabii ki öyle olmadı…)
ve ilk kez kendimi serbest bıraktım…Londra’dayım, sokaklarda geziyorum ve sadece dua ediyorum, bu yorgunluk hali geçsin, bu ağırlık geçsin…O sıralar meditasyon da yaptığım için sürekli regl oldugumu imgeliyordum ve bir gün hiç unutmuyorum,
London Bridge manzarasında gözyaşlarımla birlikte dua ettim ‘lütfen dedim bana mucizeyi deneyimlet, lütfen bedenim dengeye gelsin, sağlıklı olayım, huzurlu olayım!’…Mucizelere inanır mısınız? Ben hep inanırdım. Şimdi kat be kat inanıyorum yapılan hiçbir dua, niyet, seçim karşılıksız kalmıyor! Bundan daha mucize ne olabilirdi?O hafta regl olmuştum! Kuzenime bir sarılışım var ki! Bu defa mutluluk gözyaşlarıydı…
Yaklaşık üç hafta Londra’da kaldıktan sonra İstanbul’a döndüm. Bu esnada kilo alımının normal olduğunu da biliyordum ve ben baya bir kilo almıştım bununla okay olabilmem, süreci sindirebilmem kolay olmadı ki
döner dönmez ciddi sindirim problemleriyle karşılaştım! Uzun süre kısıtlanan gıdaların vücuda tekrar dahil olmasından sonra olabiliyormuş…
Derken 2020 Mart’da pandeminin patlamasıyla beraber bendeki semptomlar artmıştı; reglim geri gelmişti fakat inanılmaz baş ağrıları, yorgunluk, yataktan kalkamama hali, kalp çarpıntıları, şişkinlik… O sırada başka bir kuzenim bana bir psikiyatrist ile görüşebileceğimi söyledi. Tabii benim ego o kadar güçlü ki böyle bir şeyi kabul edebilmem mümkün değil! Şimdi diyorum ki bu ego değil bu ‘kibir’!!!Diyorum ki o sıralar ‘ ya ben bu işin eğitimini aldım sinir sistemim üzerine çalışıyorum, yoga, meditasyon, ne gerekirse yapıyorum!’
Ee ilaç kullanımına zaten karşıyım! Peki peki bir kere de güvendiğim bir insanın sözünü dinleyeyim ve bir de şu psikiyatristi göreyim. Yeni bir doktor görüşmesi dahaaaa!!!
