Seli’nin İyileşme Yolculuğu/ Bölüm 17

Kendimi kaybettiğim Kirtan’dan sonra keyifli bir yemek yiyioruz Mounia ile. Kendisine biraz bağırsak sürecimden bahsediyorum sonra aile ve spor geçmişimden, kendimi tanıma yolculuğumda karşıma çıkan sistemlerden…çoguna hakim tabi i:) Bir kaç görüşme ve merak ettiğim yerler dışında planımınolmadığını uzun süre Bali’de kalıp akışa bakmak istediğimi söylüyorum.

Sonra kendisine neler yaptığını, holistic therapy’nin içeriğini soruyorum. Mounia, psişik güçlerini yıllar önce fark etmiş fakat hep uzak durmuş. Sonrasında hayat bir şekilde karşına çözmesi gereken olaylar ve insanlar çıkarmış, klasik konuşma terapisi işe yaramamış ve başka yollar aramaya koyulmuş sorası reiki master, başka alanlarda da bir sürü eğitimler, şimdi şamanizm yolundaymış falan.İlgi çeken konular…Güzel bi sohbetten sonra ben otelime geçiyorum.
Ertesi gün ilk işim Yoga Barn’a gitmek, yıllardır uzaktan takip edip gideceğim

 günün hayalini kuruyordum, o gün geldi çattı 🙂

Sabah otelimden yürüyerek geçiyorum, önce yoga derslerine ve diğer hizmetlere bakıyorum. Gitmeden epey bi araştırmıştım, aklımda bir isim var görmek istediğim, aylar sonraya randevu 

vermemesi için dua ediyorum. Adolf Brown; web sitesindeki şu cümle beni çok çekmişti , ‘where science meets intuition you will find him.’…Bilimin sezgilerle buluştuğu kişi..

Kinesiology ve kraniosakral terapi uygulayıcısı. Amerika’da başlayan bir tıp geçmişi var, sonrasında kendi sağlık sorunlarıyla beraber (Psoriatik artrit)batıya doğu tıbbını entegre ederek sezgisel şifa sistemlerini takip ediyor, kendinde bu yönü keşfettiğinde; bu kadar batılı, rasyonel paradigmadaki insanların ona deli gözüyle bakacağından çekiniyor. Sonrası kırk yıllık deneyim ve işte Bali’de önemli bir healer:)

Resepsiyonda kendisiyle randevu oluşturmak istediğimi söylüyorum, hemen ertesi güne veriyorlar pandemiden dolayı müsaitmiş. Bir sonraki gün gidiyorum, kapısı sonuna kadar açık. İçerİde çalışmalar yapıyor. Girer girmez önce on yıldır voleyboldan kalan omuz ağrımla başlıyorum, ameliyatı tercih etmediğimi güçlendirerek oynadığımı söylüyorum. Bir kaç test yaptıktan sonra, bağırsağa da bakıyor. Ee tabii her şey oradan başlıyor değil mi? 🙂 Hemen anlatıyorum yaşadıklarımı, koyulan teşhisleri, Panchakarma’yı… Beş bin yıl önceden gelen ayurvedik ve Çin tıbbının savunduğu o kadar fazla pirinç yemenin iyi olmayabileceğinden bahsediyor:) Bendeki bilgilerle de beraber baya güzel sohbet ediyoruz. Son on beş günde hayvansal ürün tüketmediğim için mide asidimin azaldığını söylüyor, önce elma sirkesi öneriyor sonra histamine değerimden bahsediyorum, kendi de kan testiyle bakıyor, evet yüksek!o O zaman Betaine HCL ile destekle. Peki! Omuzuma yaptığı uygulamalardan sonra kendimi hafiflemiş hissedip çıkıyorum. Qiqong öğretisinden bir kaç omuz egzersizi öneriyor. İki, üç seans daha görüşelim diyor özellikle omuzum için..

Kendisiyle iki seans daha yapıyoruz omuzumdaki ağrı nerdeyse sıfır! Ameliyat olmazsam ağrıya alışmalıymışım, çoğu doktorun söylediği buydu. O kadar alışmışım ki onunla yaşamaya ve bir o kadar da inanmışım ki doktorların dediklerine, şimdi özgürleşiyorum ağrıdan da geçmiş yüklerden de..

Kendi uyguladığı tekniklerin yanında enerjetik çalışmalar da yapıyor. Ben sonuca bakıyorum iki sene oldu, ağrıdan eser kalmadı..

suraya video eklemek istiyorum, yardimcisiyla olan bi seans ( kendisiyle bire bir seanslar bitmisti bu sırada )

    Şimdi kendime yeni konaklayacak bir yer arıyorum, bir villa olsa nasıl olur? 🙂

Yorum bırakın