Bizim evde negatif olaylar ve duygular pek konuşulmaz. Acılar, kayıplar, hayal kırıklıkları, üzüntü , yas…Üzeri örtülür işte..hayat devam ediyor ya! Güzel şeylerden bahsetmeye çalışırız biz…Babam ‘her şey güzel olacak’ der..Annem ‘aman boşver’ ‘bunda ne var ki ‘ biz neler yaşadık’ der. Derinlere bakılmaz, anlam aranmaz…
Bu da beni çocukluğumdan beri hissettiğim olumsuz duyguları derine itmeye, bastırmaya, yok saymaya itti…yıllar içinde hepsi pörtleyiverdiiii.
Tek niyetleri korumak biliyorum!
Hele beni ne kadar sevdiklerini, özellikle babamın üzerime titrediğini de biliyorum! Rahmetli babaannem de öyleydi…Mesela babannemi kaybettikten sonra babamın anneme düşkünlüğü arttı çünkü bu defa onu da kaybetmekten, hastalanmasından, sağlığına bir şey olmasından korktu…aslında yalnız kalmaktan! Dile getirmez tabii, oysa ne kadar doğal sevdiğini kaybetmekten korkmak ve bunu ifade etmek. Bana kalırsa çok fazla güç ve cesaret de gerektirir. Kardeşimde şimdilerde anne-babamı kaybetmekten korktuğunu söyledi,ifade etti en azından ne büyük özgürlük!
Hadi bana atalardan aktarılmadığını söyleyin duyguların, deneyimlerin 🙂 Bilimsel kanıtlar da var allahtan ama benim için gerçek deneyim her kanıttan önce geliyor!
Kısacası dile gelmeyen bu korkular , bastırılan, yarım kalan , üzeri örtülen her duygu ve olay aslında fiziksel/mental /ruhsal boyutta bizi hasta ediyor. ‘manifestation’ boyutunda da kendini gerçekleştiren kehanete dönüşebiliyor; benim ölümün kıyısına gelmem gibi!
Bazı görüntüler hala silik bende! Hatırladığım kadarıyla önce babama haber veriyorum durumumu.Sonrasında görüntülü bir konuşma oluyor.annem ve babam perişan, hüngür hüngür ağlıyorlar, ben de onlarla beraber…O anki halimi kelimelere nasıl döktüm hatırlayamıyorum..Babamın ‘kızım dön yeter ki dön, gel evde otur hiç bişey yapma’ gibi cümleler kurduğunu anımsıyorum, onu duymaya ne kadar ihtiyacım varsa akılda kalmış:)
Annem ise kıyamam hastaneye gitmiş sakinleştiriciler, ilaçlar 😦
Acaba kardeşim duydu mu? Nasıl etkilendi onu da bilmiyorum… Ben onları öyle görünce tamam diyorum, toparlanmaya çalışacağım. Uçak bakıyorlar benim için bir-iki gün içinde döneyim diye, yapamam diyorum ‘biraz daha kalayım söz toparlanacağım, gücümü bulup geleceğim.’.
.. Kim bilir o tarafta neler yaşadılar bir de sözü onlara versek anlatsalar ya!
Terapistim konsolosluk fikrini ortaya atıyor, hiç aklıma gelmezdi.Türk konsolosluğu yardımcı olabilir, orda bile aklıma ay ne derler ?konsolosluk duyarsa ,haber olursa milli voleybolcu adada kaldı vs..bilinçaltı ne değişik çalışıyor hayatta kalma modunda bile…
Allak bullak oldum, sağlıklı düşünüp karar vermeye çalışıyorum ama yok günler geçmiyor, çarpıntılar dayanılmaz hale geliyor. Bir gece on iki civarı öyle bir vurdu ki tamam dedim, gittim, nefes alamıyorum. Son kez babamı arıyorum, (Türkiye beş saat geride ) ağlayarak bir şeyler söylüyorum. O da bana kendince cevap veriyor, babam böyle durumlarda soğuk kanlıdır içinde fırtınalar kopsa bile…sonradan söylüyor aradığımı görünce bisikletteymiş hemen açmaya çalışırken ,kameradaki halimi görüp bisikletten düşmüş 😦 kıyamam yaa 😦
Kapatır kapatmaz acili arıyorum, beni gelin alın sanırım ölüyorum diyorum. Otelin adresini söylüyorum, yürüyebiliyor musunuz diye soruyorlar, hayır diyorum.Yarım saat içinde odadalar, sedyeye koyup götürüyorlar beni. Oh kendimi bırakabilirim şimdi, güvendeyim. Klinikte serum, kan testi, doktorun soruları derken
fazla bir şey yapamayacaklarını, beni hastaneye götürmeleri gerektiğini söylüyorlar,okay diyorum, özel hastane olsun ama tamam mı…
Kolumda serum ambulansa geçip Denpasar’a yola çıkıyoruz…
