Seli’nin İyileşme Yolculuğu/ Bölüm 34

Kendimi ilaçların etkisiyle daha iyi hissetmiyorum! Beynim uyuşuk, sürekli esneme hali, ayağa kalkmak için olmayan gücüm sanki daha da alınmış, çöktüm…

Beynimi uyuşturuyor ilaçlar ama beni hayatta tutmaya çalışan kalbim iki-üç saatte bir atak şeklinde geliyor ,gözüme uyku girmiyor. Tahminimce saat 1-3 ve 5-7 arası bir dalıyorum sonra tekrar atakla uyanış…Gece olanlar çook yoğun ve korkutucu… Geceleri elime verdikleri buton gibi şeye basıp iki-üç saatte bir yanıma hemşire çağırıyorum! Tansiyon, kalp hızı bir şeyler ölçülüyor, her şey normal aralıkta, istirahete devam. Okay bu halim kabul-düşüncesel öyle, e eylemsel? O pek öyle gözükmüyor kontrol mekanizması hep devrede!- iyi olmayı beklemeden sadece orda her halimle mevcut olabilir miyim ? 🙏🏻

  O sıralar Türk Hava Yolları’nın klüp başkanı Ramazan Ağabey’im sağ olsun, uçak bileti kısmında bana yardımcı oluyor. Rahat bir şekilde Business sınıfında uçabilmem için. Ben de içimdeki o gücü kendime hatırlatıyorum ve dört gün sonraya biletimi alıyorum…

Jakarta’ya nasıl uçacağımla ilgili hiçbir fikrim yok. Niye Bali’den direkt uçuşları kaldırdınız ki, tam da zamanıydı!

Konsolosluğa da ulaştığımız için burada devreye giriyor sağ olsunlar. İstanbul uçuşuna uygun bir saate ara uçuşu da alıyorum ve gerisini onlara bırakıyorum. Tek bildiğim ayağa kalkamamama rağmen evime dönmek istediğim! Tabii bir yandan önceki yurt dışı maceralarındaki gibi yarım kalmış bir mevzu olarak algılayıp hayal kırıklığına uğruyorum. Şimdilerde bir bakıyorum da neler beklenmiş benden böyle, ne yükler var bana ait olmayan sanki çooook uzun zamandır, atalardan da öte geçmiş yaşamlar varsa buna dahil olabilir…

  İstediğimin dışında biten sonları başarısızlık/hayal kırıklığı olarak algılayan içimdeki çocuğa fısıldıyorum: heey her zaman beklediğimiz gibi bir sonla bitmek zorunda değil, ayrıca başarısız olabilirsin, hata da yapabilirsin ki unutma hata diye bir şey yok artık bizim aramızda hatırladın mı? Her deneyim bir öğreti, büyüme ve gelişme alanı!

Hem unutma hayatın, evrenin, Yaradan’ın mutlaka bizden daha iyi bildiği hatta hayal ettiğinin ötesinde bir planı vardır ,ona güvenelim, korunuyoruz küçüğüm!

Bu sözleri duymak içimdeki çocuğa çok iyi geliyor bir de onu omzundan öpüp sıkı sıkı sarılınca güven duygusu iyice işliyor…Yatıştı…

Şimdi duaya, arkadaşlara, aileye, terapistin şefkatli alanına sığınalım. Kalan sadece son dört gün!

Bir yandan döndüğümde nerden, nasıl başlarımın yoluna bakıyorum, hastanede Doktor Deniz Şimşek’in videolarını izliyorum daha öncelerde de çok izlemişliğim var. Onun da geçmişinde alerjilerle ve kaygı ile mücadele ettiğini biliyorum. Ruhsal sistemden, insülinin, metilasyon dengenin ve bağırsağın önemini sürekli vurgular. Eve ‘Birim’ kitabını siparişini veriyorum artık zamanı gelmiş. Kendimle ilgili sevdiğim en önemli özelliklerden biri; eğer bir şeyi yapabilirim dediysem ve karar verdiysem hızlıca harekete geçiyorum, gördüğünüz gibi hastanede bile :)Disiplinli bir şekilde sonuna kadar da giderim. Başarılı bir kariyere sahip olmuş olmam; profesyonel bir düzen,sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve disiplinle geldiğini biliyorum. Bazen tabii ağrıları ve hastalıkları yok sayarak yola devam ettiysem de, hırslı bir genç olarak, kronik yorgunluk ve özellikle Bali’de yaşadıklarım bana duygularımı hissetmeye izin vererek, bedenin bilgeliğine güvenmeyi öğretmiş oldu… Tabii zihnin sürekli ‘go go’ suna pek müdahele ettiğim söylenemez özellikle o sıralar 🙂 Deniz Şimşek’in asistanına ulaşıyorum…Whatsapp üzerinden görüşüyoruz, beni ekibinden Mustafa Yörük’e yönlendiriyor. Hemen asistanını arıyorum ve İstanbul’a dönüşten bir gün sonraya randevu alıyorum.

O an bana yine en iyi ve güvenli gelecek olan şeyin nedense bir eliminasyon programının olucağına inanıyorum…

Yorum bırakın