Anksiyeteyi anlamak..

Uzun zamandır yazmak istediğim bir konu ANKSİYETE
merak ettim ve tam olarak anlamına doktor google’dan baktım 🙂
diyor ki;Gerçekte olmayan ancak gelecekteki olası tehditlere karşı kaygı ve korku hissedilen ruhsal bir bozukluktur..sıkıntılı,gergin ruh hali
ortama yabancılaşma hissi,çarpıntı,mide ağrısı ,terleme vs fiziksel semptomlar..

yukardakilerin mevcut olduğu dönemlerden geçtim.zihinde ruminasyon,overthinking,insomnia,terleme,el ayak buz kesmesi,karın ağrıları,sindirim problemlerı liste uzar gider… kısaca kaç-savaş modu..

şimdilerde benim için anksiyete bir sinyal,koruyucu,haberci…bedende güven hissi oluşmaya başladıkça,sinir sistemi kuvvetlendikçe,yolumu,yolculuğumu anlamaya çalıştıkça regülasyon kolaylaşıyor.
Etrafımda sevdiklerime de bunu hatırlatıyorum,ilaç tercih eden arkadaşlarım var saygı duyuyorum fakat yavaş yavaş yolculuklarını anlamak,hayat tarzı değişikliği
için motive etmeye çalışıyorum ve profosyonel destek almaya teşvik ediyorum. Çünkü ne yazık ki semptomları kontrol altına almak bir yere kadar..
Zihinden bedene inmek ,yavaş yavaş hissetmeye izin vermek,tek başına olmuyorsa destek almak o kadar kıymetli ki bu süreçte..

Fiziksel semptom olarak ilk hissettiğim zamanı düşündüm bugün. yıl 2010 Galatasaray’da oynuyorum .Antremanlarda başlayan çarpıntı ile kendimi bi kaç kez dışarı attığımı hatırlıyorum.O zamanlar bilmiyordum tabi,sempatik sinir sistem aktivasyonu,travma vs.

ah canım Seli ,üzerine verilen sorumluluğu taşımakta ne zorlanıyormuşsun,sen daha ikinci basamağı çıkarken sana dördü,beşi hatırlatıyormuş çevrendekiler, iyilik yaptıklarını sanmışlar:)sen de durun ben daha ikideyim oraya gelince düşünürüz dememişsin,hatta hala zaman zaman zorlandığın F*ck off’u da söyleyememişsin:)
seviyordun yüksek performansı ,yuksek hedefleri hadi itiraf edelim 🤠
Hala içimde sessize aldığım o performans ve başarılı odaklı ses ortaya çıkmıyor sanmayın,duyuyorum seni 🙂

yaşadığım taze bir deneyimden bahsedeyim size.Anksiyete son haftalarda bir kaç kez uğradı,selamlaştık,mesajı aldım,yola devamkeee:)
son zamanlarda kendimi yeterince iyi ifade edemediğimde,sınırlarım ihlal edildiğinde ben de dur demediğimde hoop ziyaret etti.
Dün sevmediğim bir ortamda arkadaşımın hatrı için katlandığım kısacık zaman diliminde,haddini bilmeyen birisi tarafından terbiyesizlikle karşı karşıya kaldım,cevap verip vermemek arasındaydım ki o an hissettiklerim pek sağlıklı düşünmeme ve tepki vermeme sebep olmayacaktı.sadece bana değil arkadaşıma olan tavrı,ona zorbaca davranması,üstünlük taslayıp,aşağılama çabası beni fazlaca rahatsız etti.
ha bu arada tetikleyicilerin hepsi bizle alakalı değildir bazen karşınızdaki pisliğin tekidir . period!

kendimle ilgili durumu geçiştirerek maximum sessizliğimi korudum,uyumlu ve ‘good girl’ maskemi takıp devam ettim.ama işte artık organizmam ona izin vermiyordu.arkadaş üzerime gelmeye devam etti, hafif mizahla yumuşatmaya çalıştım,devamında bütüncül
sağlık konusunu açtı ve soru sordu, cevap verirken ‘new age bullshit yani ‘ diyerek araya girdi ben de önce donma tepkisi . olan saygısızlık karşısında ejderha gibi içimden ateş püskürtmemek için tuttuyorum kendimi.( ha bu arada eskiden olsa hangi parçama dokundu, yok beni mi yansıttı gibi sorularla deep dive yapıp kendimi gereksiz yorabiliyordum)
sevmediğim ,eskiden işlevsel olan,şimdilerde faydasız gördüğüm ego oyunlarına kapılmaya çok yakındım,laf sokmak ,canını acıtmak,aşağılayıcı tavrını aynalamak gibi..
o savunma mekanizmalarım aslında bazen de ne kadar gerekliymiş diye düşündüm. birilerinin hikayesinde ‘bad girl’ olabilirdim .kendimi güvende ve rahat hissetmediğim o
ortamda çok da işlevsel olurdu hatta.çünkü bazen şefkatin eril tarafıyla kendini koruman şart.
ben o an yapmadım fakat gece en sevdiği saatler olan 3-4 arası kalp çarpıntıları uyandırıcı oldu.ne söylemek istediysem hepsi dökülüverdi ağzımdan.
(ifade etmediğim başka zamanlarda da bunu yasadım,biliyorum)
sabah kalkıp önce topraklanma ihtiyacı hissettim, hafif somatik çalışmaların ardından kalbime sordum,mesaj atmalı mıyım? kendisine diye,bazen muhatap olmayıp,sessizlik de bir seçenek ya ..
evet cevabı geldi. ben de yapmış olduğu terbiyesizliğe sessiz kalamadığımı bildirerek,içimden gelenleri yazdım.oh ne rahatlık.sınırlar ders olarak okullara konu olmalı ya!
cevabı ve özrü tabi ki yeterli ve geçerli değildi.


deneyimle öğrenmek gibisi yok,neyin iyi gelmediğini,mutsuz,rahatsız ettiğini,herşeyin de benimle ilgisi olmadığını ! benim sorumluluğum kendimi korumak,sınır çizmek ve kendime iyi gelenlere yönelmek..

şunu farkediyorum ki son yıllarda kendimle temas derinleştikçe ,gelen sinyalleri anlamak kolaylaşıyor.

teşhis ve isimden bağımsız semptomlar gelince soruyorum kendime;
-şu sıralar üzerime gelen neler var ?
-son zamanlarda kimler, hangi duyguları tetikledi?
-bana doğru gelmeyen hangi durumların içerisinde olabilirim?
-neyden korunuyorum ?
ve en önemlisi ne hissediyorum ve neye ihtiyacım var?

bunlara cevap hemen gelmeyebiliyor, derinleştikçe bu seslerin belirme süresi kısalıyor.

Anksiyeteye diğer iyi gelen şeyler ise ;


-içsel çocukla temasa geçip güvende olduğunu hatırlatmak.
-beslenmeye ekstra dikkat etmek (kan şekerini dengeleme,öğün atlamama vs )
-toprakla temas
-somatik hareketler
-hemen durumu kalibre etmek için canım kuzenımi ve güvendiğim arkadaşımı aramak )
-topraklayıcı taşlarımdan(ametist ve rose quartz) ve yağlarımdan(lavanta ve frankincense )faydalanmak
ve healy frekans cihazıyla ihtiyacım ola programları çalışmak.

bunları hiç yapmadığımda da bedenimin artık güvende olduğunu hissediyorum.tabi ki bu kaynaklar varken de faydalanıyorum,her alandan kendimi desteklemeyi seviyorum
çünkü canım kendim 🙂

bunların yanı sıra
‘anksiyeteden kurtulmanın yolu nedir ‘ adlı cok sevdiğim antisprituel rehber 🙂 Serdar prem’in videosuna buraya bırakıyorum 🔽

https://m.youtube.com/watch?v=RK0XKOStTBM&pp=ygUVc2VyZGFyIHByZW0gYW5rc2l5ZXRl

7 dakikada daha güzel anlatılamazdı.

kendinizle temasınız bol olsun.

katkı olsun,şifa olsun . sevgiler 🫶

Yorum bırakın