Bilimsel,kanıta dayalı bilgiler mi,bedenin bilgeliği mi ?

bugün eğitimde mindfulness ve meditasyon bölümünü dinlerken değerli hocamızın şu sözleri ‘bilimsel , kanıta dayalı bilgiler ‘.. beni dört yıl önceki deneyimime götürdü.

parantez açmalıyım ki egitimin içeriğiyle büyüleniyorum. tam dilediğim ve ihtiyacım olan konular, öğrendiklerime minnetarim . hem koçluk hem hekimlik konuları çok derin ve kapsamli .dilerim sonraki modüllerde böyledir .

ve burda öğretilen bilgilerin kendi sürecimde önemsenmediğini farkediyorum 😠daha önce bahsettigim ilk eliminasyon zamanı kimse bana hazır olup olmadığıma dair sorular sormadı direk teşhis ve tedaviye başlandı, oysa eliminasyon için bile hazırlık skalası varmış,egitimde öğreniyoruz şu an ve ben aslında hiç de hazır değilmişim. sanırım her deneyim benim rehberliğim için araç olmuş😊

4 yıl önceki deneyimimden bahsetmiştim önceki yazılarımda. süreci detaylıca yazdım.şu leaky gut teşhisi zamanları

iyi bir araştırma ve tavsiyeyle gitmiştim ( tabi popüler,adı duyulmuş, tercih edilen doktor ve ekibin olması çok önemliydi o zamanlar 🫢) neyse klasik protokol – eliminasyon, takviyeler derken özellikle beslenmenin bana uygun olmadığını anlamam zaman almıştı.o zamanlar fonksiyonel tıp sağlık koçları olsaydı da eşlikçim olaydı☺️neyse stres yönetimini halledebilecegimi söylemiştim, terapi , öğrendiğim teknikler vs derken hayatıma katmıştım m çoğunu. bir tek beslenme aklıma takılıyordu. tedirgindim.bişeyler yolunda değildi,doktora çıtlatıyordum, orası diyetisyenin uzmanlığı deyip karışmıyordu. iyi gitmesi gerekirken daha da kötüye gitmesi . başta hadi die off sendromu vs sabırla bekledim.

uykular bölünmeye başladı , 3 te kalp çarpıntıları ( reaktif hipoglisemi oluyormuş neden acaba, karaciğerde yeterli glikoz olmadığından olabilir mi ?😠) dört hafta sonunda regl yok. alla alla yanlış olan neydi ki?

diyetisyenin bana uygun gördüğü düşük karb , yüksek yağ ve 2 öğün bana uymuyordu belli ki, ve de gerekçesi şuydu ‘sen artık sporcu değilsin karb ihtiyacın o kadar yok, arada tatlı patates yiyebilirsin çok az kinoa – karabuğday eklersin 58 günlük eliminasyon bitince.inanmayı seçtim, güvendik gittik nihayetinde dimii

beden hayır diyo, zihin devreye giriyor ikna oluyorum. neden çünkü muhtemelen doktor ve diyetisyen neyin uygun olduğunu bedenimden daha iyi bilir 🤦🏻‍♀️bu arada şu an o hallerime o kadar şefkatli yaklaşıyorum ki çünkü niyetimin sadece iyileşmek ve hayatıma dönmek olduğunu biliyorum ve bedenimde güvende hissetmeyi bilmiyordum😔

bedenimin sinyallerinden şüphe ettim resmen neyse ki kısa bir süre daha denedikten sonra durdum. Doktorun da diyetisyenin de cevabına ve yaklaşımına çok sinirlenmiştim. kendi yollarıma döndüm.yoga eğitiminde tanıştığım bilgilerine çok güvendiğim ayurveda konusunda deneyimli olan Dilsat’ı arayip danıştım hemen . şöyle dedigini hatirliyorum

‘Seli’cim vata dominant biri olarak gün de 2 öğün beslenmeye devam edersen kabızlığın , sindirim problemlerin , regl problemlerin de devam eder ‘

senin öğün atlamadan belli başlı gıdaları yemen gerek ( ha bu arada aralıklı oruçta zaten insülin hassaslaştığı için açlık tokluk sinyali de pek olmuyor ) neyse ayurvedik dilimizle konuştuktan sonra ben aldım alacağımı😊daha önceki denemelerimden ötürü hayatıma dahil etmekte tereddüt bile etmedim.kendi yollarimla 28 gün sonra rahatlıkla reglimi olmuştum, açlık tokluk geri gelmisti, sindirim rahatladı uykular normale dönmüştü.anksiyetenin yerini topraklanma almıştı ohhh beeee

tamam dedim, canim kadim bilgiler . sizden uzak durmicam:)sonra zaten tek yön Bali bileti ( o süreç eski yazıların olan selinin iyileşme yolculugunda) .yani demem o ki Turkiye’nin alanındaki en iyi doktoru da denilse,bana uygun gördükleri binlerce para saçtığım testler , supplementler ? sonuç; ne öğrendim biliyor musunuz ? eğer bedeninizle baglantınız yoksa bütün lab testleri, beslenme modelleri, takviyeler ,kan değerleri bullshiiit!

bu sebeptendir ki çalışmalarımda önemseyeceğim en önemli şey bedenle bağlantı ve ‘ bio individual’ (bio bireysellik) olacak .

beslenme kısmında bana kalırsa beden tipine ,hormon ve metabolik sağlığa bir de aylik döngülere göre beslenmek o kadar kıymetli ki.Ayurveda ve fonksiyonel tıp yaklaşımına göre hastalık yoktur hasta vardır .o yüzden de teşhis ne olursa olsun hayat tarzın, hareketin, beslenmen, uykun, takviyelerin, stres yönetiminin nasıl olduğu iyileşme yolculuğunda önemsenir.

uzun açlıklar,düşük karb kadın fizyolojisine göre değil.araştırmalar gösteriyor ki çoğu aralıklı oruç deneyleri erkekler üzerinde yapılmış.özellikle menopoza girmemiş canım kadınlar aman dikkat. iyi geldiğine inanıyorsanız orası ayrı bu arada , ama baş ağrıları, uykusuzluk, aşırı açlık, düzensiz regl, gece 3-4 arası uyanmalar, yoğun çişe çıkma durumu varsa aman dikkat:)

tiroid fonksiyonlarımızdan,hormon dengesine ,sinir sistemimizden sindirimimize kadar etkileyen bir sürü faktör var. ha bir de biliyor musunuz Bali’de beni en çok şaşırtan , spiritüel alanlarla ilgilenen çoğu kişi vegan besleniyor ve çoğu ya regl olmuyor ya da düzensiz oluyorlar( evet sordum😀)o zamanlar beslemeyle ilgili baya derin araştırmalara ve okumalara gitmiştim.

bir kaç kişiyle konuşup bu konuda fikirlerimi, araştırmalarımı ve deneyimlerimi paylaşmıştım. fakat enerji, sprituellik derken üst 3 çakrayla çalışıp hayati olan ilk 3 çakrayı ihmal etmek , kısaca bedenden kopuk yaşamak peeh😏

bana ne iyi gelirin peşinde koşmuş biri olarak şimdi size sırrı açıklıyorum😀cevabı buldum.kimsenin bilemediği,hiç bir profesyonelin veremiceği‘ içimizde saklı olan’ sadece bedenimizle temas edip,kalbimizi dinlediğimizde ortaya çıkıcak o cevap.

İşte tek doğru CEVAP

neye ihtiyacın olup sana neyin iyi geldiğini sadece ve sadece sen bilebilirsin. tabi ki bazı bilimsel gerçeklikler var orası başka.fakat bedenle bağlantıda olduğunda aldığın cevaplar ise bambaşka. toplum,cevre bize zihinden karar almaya,maskulen sürekli go go go enerjisine itiyor.oysa feminin tarafımızı onurlandırmaya ihtiyacımız var.yavaşlamaya, dinlenmeye , bedenle bağlantıya geçmeye..

Peki nasıl derseniz , bazen sadece 1-2 dakika durarak, nefes molası vererek,minik mindful hareketlerle , somatik çalışmalarla,duygu ve beden odaklı terapiyle,rehberli meditasyon ile. meditasyon deyince uyarma ihtiyacı duyuyorum çünkü burda kritik bir nokta var, travmaya duyarlı yaklaşımda çok önemseriz, yoğun bir anksiyete veya panik atak sürecinizdeyseniz ya da depresif hissediyorsanız yalnız yapmanızı hiiiç tavsiye etmem mutlaka travma ve sinir sistemi bilen birinin eşliginde yapın derim. bazen gözleri kapatmak sistemi daha da alarm durumuna getirebilir ben yaptım siz yapmayın 🙏🏻

sezgisellik ve gerçek içe dönüş için acı bedeninden özgürleşmeye inanıyorum. kadim bilgiler de bunu destekliyor . şimdinin gücü kitabinin yazarı Eckhart tolle buna acı bedeni diyor, bazı inançlar karma diyor . her ne ise sizin için içsel çalışmayı yapalım. kendi içsel gücümüze uyanalım,bunu da destekle yapmak çok kıymetli. koşullanmalardan ayrışarak,kendi otantik halimizle yaşamayı hakediyoruz☺️

Söylemekten usanmıcam:) do the inner work babeees🪄

Bu arada henuz alamadım fakat Dr Nicole’n Kendini iyileştirme nasıl yapılır isimli Türkçe kitabi var ( how to do the Work ‘tan çevrildi) sanırım Bütüncül yaklaşımda no:1 koyarım. Dr Deniz şimşek’in Birim kitabından sonra yenisi çıkıyormuş . çok mutluyum harika rehber olmuştu Bali sonrası bana . yıllardır takip ediyorum bu iki doktoru da, sinir sisteminden bağırsak sağlığına kadar her detaydan bahsediyor.

Bir de yolumu,yolculuğumu güzelleştiren harika bir kitap bırakıveriyorum 🔽

Drama üçgeni 📐

kendi gücümü hatırlatan her ana , anıya çok şükür . şu sıralar en çok kardeşimi izlerken, bir de eski Sırp takım arkadaşlarımla sohpet ederken farkediyorum ne kadar özlediğimi voleybolu,sporculuğu ve hayat tarzını..kendimle uğraşırken son yıllarda unutmuşum..Rüyalarım hatırlatıyordu gerçi🙂

son günlerde instagram hikayelerinde bolca paylştım kardeşimin maç anlarını(genelde paylaşmam ya 😂) Ömercan’ın takımı Mega basket Avrupa’nın en genç takımı ,yaş ortalaması:19 . İki gün önce çok güçlü rakipleri olan Partizanı yendiler.izlerken tribünde büründüğüm hallere şaşırdım, özüme mi döndüm içimden başka bir Seli mi çıktı bilemedim 🐒

evet dedim hatırlıyorum ve özlüyorum. takım ruhunu,sahada güçlü hissettiğim anları,coşkuyu,hırsı,istekliliği,hedef odaklı olmayı en önemlisi paylaşmayı. bencil bir oyuncu olmadım hiç bir zaman,takım arkadaşlarım sayı kazandığında kendim kazanmış gibi sevinirdim.takım oyununu , ekip calışmasını seviyorum.

kardeşimde de benzer özelliklerin olması hoşuma gidiyor,zaten Guard oynuyor, onu seçmesi de tesadüf değil:)

şimdiki takımı bir proje takım.gençlere yatırım yapılıyor.çoğu oyuncu kendini göstermek için bencil oynuyor,benim sevmediğim bir tarz ya da ben olamadım diye rahatsız oluyorum😜

konumuz bunlar olmasada yine de paylaşmak istedim 🙂 konu var olduğundan değil ☺️çoğu zaman içimden geldigi gibi , aksın bakalım nereye gideceek..

Maçtan sonra gözlerim dolarak kardeşime şöyle cümleler kurarken buldum kendimi.

‘seni çok seviyorum oynadığın seviyeden,performansından bağımsız seni çok seveceğim fakat bugün bana tribünde yaşattığın gururdan ötürü teşekkür ederim’ her zaman yanında olduğumu ona hissettirmeye çalışıyorum ve bunun onun performansıyla alakalı olmadığını bildiriyorum( koşullu sevgi deneyimleyenler anlar bu açıklama sebebini) 😂bugün farkettiğim bir durum oldu

NEDEN bunu yapıyorum diye sorduğumda,çünkü o yaşlarda bazen babam,bazen antrenörler,bazen çevrem tarafından benzer cümleleri duymaya çok ihtiyacım varmış,eleştiri ve hatalara odaklı bi yaklaşım ve tutumdansa,yine gerçekci fakat motive edici,pozitif ,yolda tutan ve içten bir yaklaşım.. bazen de kimliğim dışında sadece var olduğum için takdir edilmeye, kabul görmeye..

sanırım bazen kardeşime bu yüzden lovebombing yapıyor olabilirim.sevginin fazlası da boğucu olabilir dimi? bunun da farkındayım. onun yolunu,yolculuğunu kolaylaştırmak istediğimi, içimdeki dürtüyü farkediyorum.bir keresinde ona ‘keşke deneyimlerimi ve öğrendiklerimi bir usb’ye aktarıp sana yükleyebilsem’ demiştim.bakıldığında cok iyi niyetli ve seven abla yaklaşım gibi gözüküyor dimi ?🥸no no ! bu onun için belki de yük olacak! bu onun yolu ,yolculugu öğrenicekleri,deneyimleri tekamülü bambaşka (karmaya girme Seli 😀 )

peki beni buna ne itiyor? diye biraz derin tefekkür ettiğimde bir kaç bişey buldum..

babam bana ara ara ‘kardeşine anlat,sen yaptın o yapmasın,bak sen eğitim alıyosun,öğreniyorsun ona yol göster,söyle ..’

annemin bana beslenme bilgimden ötürü ‘e doğruyu söyle o zaman ne yesin,hangi gıdalar doğru vs gibi şeyler söylediğini duydum.

wooow bunun bana da çok büyük baskı hissettirdiğini ve istemeden kendimi böyle bi ebeveyn veya koç rolüne soktuğumu farkettim,otomatik oluyor davranışlar,sonradan farkediyorum. tabi ki annemin babamın,benim niyetim kardeşimi korumak bakıldığında dimi ? bu aslında altında derin kaygı yatan kontrol davranışlarının bir çocuğa,evlada nasıl zarar verebileceğinin örneği..

bu müdahale hali aslında kendi duygularımızdan,ihtiyaçlarımızdan bizi uzaklaştırıp dışa bağımlı veya koşullu hale getirebiliyor. kendi duyumlarımızdan,hislerimizden uzakaştırıp,yeri gelince bedenimizden koparabiliyor ve en yanlış karar mekanizması olan zihne bizi düşürebiliyor.

bunlar kesinlikle bilinçli yapılan şeyler değil .anne babamın yaklaşımı çoğu zaman aşırı korumacı ve fedakar.iyi geldigini düşündüğüm çok zaman oldu. çünkü hayatımı çoook kolaylaştırdılar fakat benim için bir yer geldi ki sorunlarla baş etmekte güçlük çektim ve sistem error verdi ..ve onlarla ilşkimin özel hayatıma,partner seçimine olan yansımasını da gördüm . zaten partnerlerimizi bilinçli de seçmiyoruz neyse orası derin konu🤓(bağlanma kitabı belki anlamanıza yardımcı olur)

drama üçgeninin ele alındığı haftalar süren bir grup çalışmasına katılmıştım geçtiğimiz yıllarda.orda kurban,kurtarıcı,zalim rollerine kendi hayatımız üzerinden bakmıştık ve istemeden aslında çoğu kişinin zaman zaman bu üçlüde döndüğünü farkettik ..

benim yıllardır söylediğim bir söz vardır ‘ iyi niyetli yapılan yanlışlar ‘ diye.sanırım gerçekten iyi niyet ile önce ailede başlıyor,sonra o döngülerden farkındalıkla ve sağlıklı ayrışmak için çaba veriyorsun(terapiler,farkındalık çalışmaları,bağlanma modelleri)

davranışa yansıması zaman alıyor tabi , kimilerimiz hiç farketmiyor benzer paternle yaşıyor bu da ok . bunu da farketmek önemli . kendini anlamak, tanımak bir seçim tabisi.

sporculuk hayat tarzını özlemekten konu drama üçgenine nasıl geldi bilmiyorum 🙂

dilerim katkı olsun. siz kendinizi bu üçgende bulduğunuzu farkettiniz mi ? aile ilişkilerinde,partner veya arkadaşlık ilişkilerinde ? bilin ki yalnız değilsiniz. .

kalbimle 🫶

Drama üçgenini merak edenlere ⬇️

https://www.wengood.com/tr/psikoloji/zorluklar/art-karpman-drama-ucgeni

Anksiyeteyi anlamak..

Uzun zamandır yazmak istediğim bir konu ANKSİYETE
merak ettim ve tam olarak anlamına doktor google’dan baktım 🙂
diyor ki;Gerçekte olmayan ancak gelecekteki olası tehditlere karşı kaygı ve korku hissedilen ruhsal bir bozukluktur..sıkıntılı,gergin ruh hali
ortama yabancılaşma hissi,çarpıntı,mide ağrısı ,terleme vs fiziksel semptomlar..

yukardakilerin mevcut olduğu dönemlerden geçtim.zihinde ruminasyon,overthinking,insomnia,terleme,el ayak buz kesmesi,karın ağrıları,sindirim problemlerı liste uzar gider… kısaca kaç-savaş modu..

şimdilerde benim için anksiyete bir sinyal,koruyucu,haberci…bedende güven hissi oluşmaya başladıkça,sinir sistemi kuvvetlendikçe,yolumu,yolculuğumu anlamaya çalıştıkça regülasyon kolaylaşıyor.
Etrafımda sevdiklerime de bunu hatırlatıyorum,ilaç tercih eden arkadaşlarım var saygı duyuyorum fakat yavaş yavaş yolculuklarını anlamak,hayat tarzı değişikliği
için motive etmeye çalışıyorum ve profosyonel destek almaya teşvik ediyorum. Çünkü ne yazık ki semptomları kontrol altına almak bir yere kadar..
Zihinden bedene inmek ,yavaş yavaş hissetmeye izin vermek,tek başına olmuyorsa destek almak o kadar kıymetli ki bu süreçte..

Fiziksel semptom olarak ilk hissettiğim zamanı düşündüm bugün. yıl 2010 Galatasaray’da oynuyorum .Antremanlarda başlayan çarpıntı ile kendimi bi kaç kez dışarı attığımı hatırlıyorum.O zamanlar bilmiyordum tabi,sempatik sinir sistem aktivasyonu,travma vs.

ah canım Seli ,üzerine verilen sorumluluğu taşımakta ne zorlanıyormuşsun,sen daha ikinci basamağı çıkarken sana dördü,beşi hatırlatıyormuş çevrendekiler, iyilik yaptıklarını sanmışlar:)sen de durun ben daha ikideyim oraya gelince düşünürüz dememişsin,hatta hala zaman zaman zorlandığın F*ck off’u da söyleyememişsin:)
seviyordun yüksek performansı ,yuksek hedefleri hadi itiraf edelim 🤠
Hala içimde sessize aldığım o performans ve başarılı odaklı ses ortaya çıkmıyor sanmayın,duyuyorum seni 🙂

yaşadığım taze bir deneyimden bahsedeyim size.Anksiyete son haftalarda bir kaç kez uğradı,selamlaştık,mesajı aldım,yola devamkeee:)
son zamanlarda kendimi yeterince iyi ifade edemediğimde,sınırlarım ihlal edildiğinde ben de dur demediğimde hoop ziyaret etti.
Dün sevmediğim bir ortamda arkadaşımın hatrı için katlandığım kısacık zaman diliminde,haddini bilmeyen birisi tarafından terbiyesizlikle karşı karşıya kaldım,cevap verip vermemek arasındaydım ki o an hissettiklerim pek sağlıklı düşünmeme ve tepki vermeme sebep olmayacaktı.sadece bana değil arkadaşıma olan tavrı,ona zorbaca davranması,üstünlük taslayıp,aşağılama çabası beni fazlaca rahatsız etti.
ha bu arada tetikleyicilerin hepsi bizle alakalı değildir bazen karşınızdaki pisliğin tekidir . period!

kendimle ilgili durumu geçiştirerek maximum sessizliğimi korudum,uyumlu ve ‘good girl’ maskemi takıp devam ettim.ama işte artık organizmam ona izin vermiyordu.arkadaş üzerime gelmeye devam etti, hafif mizahla yumuşatmaya çalıştım,devamında bütüncül
sağlık konusunu açtı ve soru sordu, cevap verirken ‘new age bullshit yani ‘ diyerek araya girdi ben de önce donma tepkisi . olan saygısızlık karşısında ejderha gibi içimden ateş püskürtmemek için tuttuyorum kendimi.( ha bu arada eskiden olsa hangi parçama dokundu, yok beni mi yansıttı gibi sorularla deep dive yapıp kendimi gereksiz yorabiliyordum)
sevmediğim ,eskiden işlevsel olan,şimdilerde faydasız gördüğüm ego oyunlarına kapılmaya çok yakındım,laf sokmak ,canını acıtmak,aşağılayıcı tavrını aynalamak gibi..
o savunma mekanizmalarım aslında bazen de ne kadar gerekliymiş diye düşündüm. birilerinin hikayesinde ‘bad girl’ olabilirdim .kendimi güvende ve rahat hissetmediğim o
ortamda çok da işlevsel olurdu hatta.çünkü bazen şefkatin eril tarafıyla kendini koruman şart.
ben o an yapmadım fakat gece en sevdiği saatler olan 3-4 arası kalp çarpıntıları uyandırıcı oldu.ne söylemek istediysem hepsi dökülüverdi ağzımdan.
(ifade etmediğim başka zamanlarda da bunu yasadım,biliyorum)
sabah kalkıp önce topraklanma ihtiyacı hissettim, hafif somatik çalışmaların ardından kalbime sordum,mesaj atmalı mıyım? kendisine diye,bazen muhatap olmayıp,sessizlik de bir seçenek ya ..
evet cevabı geldi. ben de yapmış olduğu terbiyesizliğe sessiz kalamadığımı bildirerek,içimden gelenleri yazdım.oh ne rahatlık.sınırlar ders olarak okullara konu olmalı ya!
cevabı ve özrü tabi ki yeterli ve geçerli değildi.


deneyimle öğrenmek gibisi yok,neyin iyi gelmediğini,mutsuz,rahatsız ettiğini,herşeyin de benimle ilgisi olmadığını ! benim sorumluluğum kendimi korumak,sınır çizmek ve kendime iyi gelenlere yönelmek..

şunu farkediyorum ki son yıllarda kendimle temas derinleştikçe ,gelen sinyalleri anlamak kolaylaşıyor.

teşhis ve isimden bağımsız semptomlar gelince soruyorum kendime;
-şu sıralar üzerime gelen neler var ?
-son zamanlarda kimler, hangi duyguları tetikledi?
-bana doğru gelmeyen hangi durumların içerisinde olabilirim?
-neyden korunuyorum ?
ve en önemlisi ne hissediyorum ve neye ihtiyacım var?

bunlara cevap hemen gelmeyebiliyor, derinleştikçe bu seslerin belirme süresi kısalıyor.

Anksiyeteye diğer iyi gelen şeyler ise ;


-içsel çocukla temasa geçip güvende olduğunu hatırlatmak.
-beslenmeye ekstra dikkat etmek (kan şekerini dengeleme,öğün atlamama vs )
-toprakla temas
-somatik hareketler
-hemen durumu kalibre etmek için canım kuzenımi ve güvendiğim arkadaşımı aramak )
-topraklayıcı taşlarımdan(ametist ve rose quartz) ve yağlarımdan(lavanta ve frankincense )faydalanmak
ve healy frekans cihazıyla ihtiyacım ola programları çalışmak.

bunları hiç yapmadığımda da bedenimin artık güvende olduğunu hissediyorum.tabi ki bu kaynaklar varken de faydalanıyorum,her alandan kendimi desteklemeyi seviyorum
çünkü canım kendim 🙂

bunların yanı sıra
‘anksiyeteden kurtulmanın yolu nedir ‘ adlı cok sevdiğim antisprituel rehber 🙂 Serdar prem’in videosuna buraya bırakıyorum 🔽

https://m.youtube.com/watch?v=RK0XKOStTBM&pp=ygUVc2VyZGFyIHByZW0gYW5rc2l5ZXRl

7 dakikada daha güzel anlatılamazdı.

kendinizle temasınız bol olsun.

katkı olsun,şifa olsun . sevgiler 🫶

İyileşmenin aşamaları ⭐️

Merhaba Ekim ne güzel geldin.bu ay bir öncekinden daha şefkatli,daha kolay,daha farkındalıklı olsun⭐️
dışarıda sağanak yağmur,yanımda sıcak çayım hayal ettiğim günleri yaşıyorum.şükürler olsun
adrenal yorgunluk,bağırsak,anksiyete,depresyon derkeeeen işte iyileşmiş Seli olarak burdayım:) iki seneden fazla oldu ayağa kalkalı vay beeee.

perşembe günü eğitimin ilk mödülünde kendi aramızda eşleşerek koçluk uygulaması yaptık.başlangıç sorumuz şuydu;
Elinizde sihirli bir değnek olsa neyi değiştirmek isterdiniz ?

şu an danışan olarak vericeğim cevap o günden farklı olurdu.geçmişimden bir kaç kareyi silmek isterdim (özellikle Bali)o deneyimler olmasaydı bugün ben olamazdım ve deneyimden bilip deneyimden bildiremezdim fakat yine de,tüm bu tükenmişlik sürecinin fizyolojik etkilerini ve dolayısıyla kalan bazı korkuları yok etmek isterdim🌪️
çoğu gitti kalanlarda gidicek biliyorum, accık sabırsızlığım tuttu 🙂
sihirli değnek değil mi işte 🙂 düşünüyorum peki ‘ya tüm bunlar senin harika bir rehber olmana vesile olucaksa’ yine de yok etmek ister miydin? yoksa iyileşme yolculuğunun keyfini mi çıkarırdın ? off çok arada kaldım şu an,soru şimdi beliriverdi.üzerine tefekkür edeyim,önümüzdeki yıllarda cevaplarım☺️

teşhisler kim olduğumu unutturdu gibi bir süreç yaşadım sanki.evet tüm bu deneyimlerden sonra ben aynı ben değilim,bazıları dönüştü,bazıları aynı sadece hatırlıyorum. puzzle’n parçalarını birleştiriyorum.
ruhumla hizalı hareket etmeyi öğreniyorum..
yataktan bir gün kalkabilir miyim diye sordugum günlerden koştuğum günlere geldim hem de iki sene içinde..şükrederek bu başarımı kutluyorum🥳
normalde ilaçlarla vs ortalama üç sene deniyordu. ben buna ‘inancın,düşüncenin,hayat tarzı değişikliklerinin ve içsel çalışmanın gücü’ derim ..

En çok ne katkı sağladı derseniz? her yazımdan bahsettiğim bolca içe dönüş(meditasyon-imgeleme),en bolundan sevgi,şefkat,doğa,terapi,mindful hareket,kan şekeri dengeleyici beslenme modeli,yazmak,uyku kaliteme dikkat etmek,yüzlerce seans eneri ve spiritüel çalışma,takviyeler,sarılmak,son zamanlarda sıkça katıldığım aile dizimileri. (canım atalarım hepinizin ruhunu hatırlıyorum ve onurlandırıyorum ben 2023 yilindan torununuz Seli ) 😁

iyileşme süreci kendi içinde aşamalara ayrılıyor benim gözümde ;

no:1

—Farkındalık : herşeyin anahtarı ! o süreçlerime neler sebep oldu? farklı yapabileceğim neler var?bana kim destek olur ? gibi sorular zorlandığınız sürece faydalı olabilir


-Kafa karışıklığı: hastalığa sebep olmuş versiyonlarınıza,inanç kalıplarınıza,sahiplendiğiniz benliklerinize,egonun işine gelen ruhunuzla hizalı gitmeyen bir çok seye veda ederken kısaca kabuk değiştirirken yeninin belirsizliği,henüz oturmamışlığı ve entegrasyon süreci kafa karıştırabilir.normaldir yola devam:)

-İnkar: yüzleşmeler,aha anları,içsel çatışmalar yaşarken kabule geçene kadar ki süreç sancılı olabilir,akışa güvenmek ve devam etmek..

-Bağlantı ve netlik : bu bahsettigim ilişkisel bir bağlantı. iyilesmek icin, netlik kazanmak için mühim

-Şefkat : yıkıcı ve eleştirel iç ses varsa şefkatle yer değiştirmesi,bağlantı kurulan kişinin şefkatli alanı olmazsa olmaz..sonra kendi içinizde de o şefkatli alanla temas ediyorsunuz 🪄

-Regülasyon : bedenin aktif kullanıldığı,stres anlarında yatışmak,sinir sistemini düzenlemek bu yolculuğun bir parçası

-Duygusal iyileşme: ve Eckhart tolle’n dediği gibi ‘acı bedenini’ iyileştirmek. geçmişin izleri eskisi gibi kanamadığı yer

-Pratik : bedenin dahil edildiği ,düzenli rütinlerin olması , yolculuğun devam etmesi icin duzenli rutinler çook önemli

-Topluluk : benzer frekanstaki kişilerle beraber olmanın iyileştirici gücü yadsınamaz ..

İYİLEŞME SÜRECİNDE,İNSANIN KENDİNE YAKINLAŞMA ,YOLCULUĞUNU ANLAMLANDIRMA KADAR ETKİN BİR YOL GÖRMEDİM #THEJOURNEY

hangi aşamada olursanız olun,hatta hiç başlamamış olun yeterki içinizdeki gücün varlığını hatırlayın 🫶
enjoy the ride💫

PS:paylaşımlarımın hiç biri medikal tavsiye değildir,sağlık endişeniz varsa lütfen güvendiğiniz doktorunuza danışınız.

Aile dizimi -1

Şu sıralar okuyorum,dinliyorum,anlatıyorum,değişiklik olsun aile dizimlerine katılıyorum 🐥 canım Arzum Feride gürsoy’dan aile dizimi eğitimini tamamladı.
yedi yıl önce ne kadar yanlış yaklaşımı olan bir dizim çalışmasına dahil olduğumu şimdilerde o güvenli,sıcak,yumusacık alanı deneyimleyince anlıyorum ..Arzu’nun varlığına hep şükrediyorum yaydığı ışığa,rehberliğine ..14 ekimde yine katılıcam,her seferinde aynı heyecan arkadaşımın sistemi açılacak ben de temsilci olarak yanında olucam ..

çevremde aile dizimini merak edip soran çok , biraz bahsedince de -anlatılmaz yaşanırın tam karşılığı bence Aile dizimi – ‘korkuyorum,hazır değilim’ gibi cümleler duyuyorum.benimde yorumum şöyle oluyor:güvenli alanda yüzleşmekten kaçtıklarımızı hayat bize daha sert bi şekilde yüzümüze çarpıyor ve sen onu net bir şekilde görüp,idrak edene kadar da o döngü,ders ne derseniz devam ediyor.eckhart tolle’nin dediği ‘acı bedeni’yle yaşıyoruz ve bu acı bedeninde bizimle başlamayan atalardan aktarılan öyle izler,sırlar taşıyoruz ki..sinir sistemlerimize düğüm gibi işleniyor
hangisi daha korkutucu? hangisi daha özgürleştirici? seçim her zaman bizim tabisi.

bir de biliyor musunuz üç buçuk senedir ilk kez bu hafta terapi yoktu,nasıl hissettiğime bakıyorum?woow etkileyici.şuraya iç ve dış kaynakları güçlenmiş,zorlu duygularla başedebilen bir kız çizelim😂🫶
sadece anlatma ihtiyacımı görüyorum,yıllarca susmanın sonucu olarak.boğazım hala zaman zaman düğümleniyor.sesli ifade edemediklerimi, gözyaşıyla bırakıyorum,beden söküp atıyor..
işte böyle.dünya için küçük benim için büyük adımlar:)

ne kadar uzun yıllar bedenimden kopuk yaşamışım diye düşünürüm ara ara.
hayatta kalmak için türlü türlü yollar buluyoruz bi şekilde. hatta o süreçte aşık olabiliyoruz,başarılı olabiliyoruz,kariyer yapıyoruz,çoluk cocuk,hepsi mümkün:)

sekiz-dokuz yaşlarında okuldayken sınıfta sürekli kalkar birilerinin kalemini,silgisini alıp , yer değiştirirmişim , gezermişim😂(accık hatırlıyorum)
hiç totomun üstüne oturmazmışım,ay durmak ölüm gibi gelirdi bana. belli ki hareketle,sallanarak regüle olurum ben (hala öyle )
haha ay çok güldüm bi an 😂 öğretmenler de sikayet edermiş ne bilsinler tabi öyle travma,sinir sistemi falan.ay iyi ki diyorum bizimkilerin döneminde çevre vs o kadar bilinçli değilmiş,kendi işlerine düşmüşler ve benim o hiperaktif hallerimi kabul etmişler🙈
yoksa adhd(dehb) tanısıyla ilaç falan içirleselermiş! aman tübe tübee korunmuşum .. şimdilerde çocukları durdurmak,baskılamak için ne kadar çok ilaç veren aile var.araştırma,sorgulama yok doktor ne derse o. içim sızlıyor !! oysa içindeki enerjiyi nereye aktarıcağını bilemiyor olabilir,zorlu çocukluk dönemi yaşamış olabilir
basına gelenlerle iç dünyasında ne yapıcak bilemiyor olabilir. benim gibi mars gezegeni koç burcu olabilir 😂
keşke öğretmenlere hatta doktorlara bile travmaya duyarlı eğitim şart koşulsa !!ya da Human design sistemi yayılsa aileler, çocuklarının gerçek potansiyellerini bilseler, kendi yaşayamadıkları,yapamadıkları veya çok istedikleri alana değil de çocuğun
meğili ve potansiyeli olduğu alana yönlendirseler.bir gün olucak cok inanıyorum..hepimiz içimizdeki sonsuz potansiyele,ışığa ulaştığı ve bunun mümkün olduğuna inandığı günler olsun..kalpten yaşam mümkün olsun💫

hemen sizi aydınlatıcak iki adet yazı bırakıyorum biri aile dizimini anlatan çok değerli Feride Gürsoy’un bir diğeri de Arzu Özev’in yazısı

keyifli okumalar🩷

https://livetobloom.com/feride-gursoy-ile-atalardan-aktarilan-travmalar-ve-soy-dizimi/

https://livetobloom.com/ruh-parcasini-geri-almak/

ARA..

Uzun bir aradan sonra merhaba. Bali’den döneli yıllar yazı paylaşmayalı aylar geçti.ben buralara uğramaz oldum 🙂
duruldum canlar.iyi hissedince hayata karıştım😛Bana pandemi üç yıl sürdü😉


yazdıklarımı paylaşıp paylaşmamak arasında kaldığım, her acaba mı dediğim anlarda kendi süreçlerimi hatırlayıp, yazmanın ne kadar iyi geldigini ve günün birinde yazdıklarımla birilerine ilham,yol,rehber olacağımı hatırlayıp devam ediyorum.

en azından okuyanlara,merak edenlere nasıl olduğumu belirteyim. fiziksel,mental,duygusal olarak dengedeyim, korumak için emek veriyorum. terapi ,somatik çalışmalar ,uyku ve beslenme düzeni egzersiz,meditasyonlar devaaaam 🙂
panik ataklar yok,bağırsak sorunları yok,regl ağrısız ve düzenli 🙂

Türkiye’ye döndüğümde zorlandığım iki ay yaşadım,ailemle beraber üzüldük,yıprandık ama sonrasında yavaş yavaş toparladım.iki sene geçmiş bile woow !
bir gün tekrar yürüyebilecek miyim dediğim günlerden şu an koşabildiğim günlere geldim.çooook şükür🙏🏻

Bali dönüşünü detaylı anlatma kısmında zorlanırım gibi geliyor(çünkü yüz yüze arkadaşlarıma ve soranlara dehşet verici sahnelerı anlatırken bazen güldüğümü farkediyorum demek ki savunma mekanizmam devrede hala )

sanki günümüzü yakalasam daha iyi olur. hazır oldukça paylaşacağım sözü zaten verildi
biraz da bana nelerin iyi geldiğinden bahsetmek istiyorum aslında .

Fonksiyonel tıp sağlık koçluğu eğitimine başladım yeey👯 title’a ihtiyac var Türkiye’de.O sertifikalar duvara madalyaların yanına boy boy asılıcak 😁 ah ah toplumun normları,geçerlilikleri,kendi mükemmelliyetçiliğim de eklenince.oysa düşünüyorum da ne terapiste ne de yıllardır severek takip ettiğim,çalışmalar yaptığım
workshoplarına katıldığım bana ve ruhuma iyi gelen kişilere sertifikalarını sordum.Arada öyle bi bağ oluyor ki yasanmışlıklardan,içselleşmişlikten
öyle güzel akıyor ki karşıya enerji,büyüyleniyorum.

eğitim tabi ki çook önemli,fakat kendi hayatına ne kadar uyguladıgın ne kadarını içselleştiğin ve en önemlisi
kendi yolculuğunda olup içsel çalışmayı yapmak daha önemli benim gözümde.
meraktan baktığım oluyor etkilendiğim kişilerin eğitimine,fakat hissettiğim ve deneyimlediğim kadar gerçek bir kıstas değil.

şimdi koçluk eğitimine baktığımda ilk modülde bile o kadar bilgi var ki dolu dolu.hem koçluk kısmında hem hekimlik kısmında.ve evet orda eşlikçi olurken ne kadar doktor,diyetisyen işbirliği olsa da bir de biz koçlar eklenicek kişilerin iyileşme yolculuğuna,güven açısından hekimlik konularına da hakim olmak önemli

koçluk bölümünde güçlü yönleri keşfetme testi var.o kadar hoşuma gitti ki.benim ilk 5 güçlü özelliğimde
duygusal zekamın ve meraklı,gelişime açık yönümü hatırlamak bana iyi geliyor 🙂
ilerleyen zamanlarda danışanların bu alanları keşfetmesine şahitlik edicem 💃🏼kulağa keyifli geliyor dimi ?☺️
bu sabah hayal kurdum özellikle genç sporculara sezonlarında onlara beslenme,uyku,takviyeler çok önemsediğim ve sporcunun psikolojik dayanıklığılığı ve sağlamlığı
açısından önemli olan stres yönetimi konularında destek olmak çok isterim.hem kendi sporculuk deneyimlerim burda avantaj olucak hem de şu an aldığım bütüncül alandaki eğitim.
özellikle kadın hormon ,metabolizma,bağırsak konularına odaklanmak istiyordum sonra düşündüm ki zaten hepsi dahil olacak.
çünkü sistem bütüncül işliyor birinde sekme varsa hepsi etkileniyor..
bakalım nasıl,nerden başlanacak? heyecanlıyım☺️

Seli’nin İyileşme Yolculuğu/ Bölüm 36

Geçmiyor gibi gelen günler de geçti bir şekilde…Yedinci günümde hastaneden çıkıyorum. Hemşirelerle, doktorlarla vedalaşıp tekerlekli sandalyeye oturuyorum.

Hastane kapısının önünde Mounia arkadaşıyla beraber beni bekliyor, kollarımdan destekleyerek arabaya oturtup eşyalarımı da yanıma yerleştiriyorlar…Yedi günlük hastane odası maceram boyunca palmiye ağacına bakan bir pencerenin yanında yattım, palmiye ağaçlarına bayılırım…Camın önünde uzaklara dalıp zihnimde güvenli alanlar oluşturdum…Keşke diyorum bilgisayarımı isteseymişim Mounia’dan. O anları günde beş, on dakika da olsa yazsaydım; en panik, en korku dolu anları…Umutsuzluğa kapıldığımda hangi kaynaklara yöneldiğimi, annem ve babamla konuşmaların ne hissettirdiğini…Neyse artık ne kadarı açığa çıkıyorsa o kadar şu anda :)Kalbim ağzımda atarken manzara eşliğinde duaya, niyetlere, şefkat sözlerine sığınıyordum. O halde bile kendime kızdığım, suçladığım, hesap sorduğum, kıyasladığım iç sesleri yakalıyordum…şunu net hatırlıyorum ‘ o kadar çalışıyorsun, bak hala şefkate dönüştüremedin şu iç sesini’ diyen bir ses:) Ah diyorum ton babamın sesinin tonu.. Sahadayken ‘ bloğu görmüyor musun?! Ne diye daan diye vuruyorsun’ diye eleştirdiği gunler olurdu. ben sayı aldıklarımı unutup , olamayanlar için üzülürdüm , çünku babamın gözünde yine başarısızım.. Öldürdüklerimi takdir de etmezdi, ‘ hep kötüyü söylüyorsun be baba’ derdim çocuk aklımla. Senin takdirine, onayına, sevgine, temasına ihtiyacım var, hatta senden alamadıklarım için antrenörlerimden almaya çalışıyorum. Hep bir ispata, kendimi göstermeye çabalıyorum diyemezdim…

Çünkü bilmezdim…Tavrı, tarzı ağır ve eleştirel geliyordu, bazen anlasın diye ağlardım tepkimden, öfkemden. Kendisi gibi laf sokar ya da gülerek mizaha dökerdim acımıyor ki, acımıyor ki!!

Oysa ki her seferinde çok acırdı yaram en derinden tetiklenip tekrar tekrar kanardı…

İşte şimdilerde de şefkat, şifa, iyileşme yolunda içimde o eski hırslı, öfkeli, sahada top peşinde koşar gibi sonuç peşinde koşan, süreci unutan gencin yaralı parçaları var. Belki hiç yok olmayacaklar-evet yok etmek isteyen bi tarafım var-biliyorum. Kabule geçerim illa öncekiler gibi yine kendi zamanında…

Artık koşmuyorum, şimdilerde diyorum ki; ‘ sizi görüyorum, sizi duyuyorum, teşekkürler kendinizi hatırlattığınız için 🙂

O mükemmeliyetçilik maskesini belki arada yine takacağım işime yaramasada, beni yorsa dahi…Çok şükür diyorum, babam böyle olduğu için bir şekilde başarılı oldum, pes etmedim içimdeki kanayan yaralara pansuman oldu voleybol. Yorulmama, yaralanmalarıma değdi diyorum. Evet ağır bedeller ödendi ama değdi. Şimdi gururla geçmiş anılarımı, kariyerimi, milli takım maceralarımı anlatabiliyorum yeni tanıştıklarıma…

Ne büyük gurur!

Beğenmediğim, şikayet ettiğim tarafların katkısını, hediyesini şimdilerde görüyorum…

Aslında böyle kısa hikayeler, dip notlar araya sıkıştırıyorum ki belki anksiyete, panik atak, depresyon gibi tanıların arkasında karşılanmamış duygusal ihtiyaçları,çocukluk yaralarının izlerini görebilirsiniz. İlerleyen yazılarımda buraya fazlasıyla değineceğim. Kaynaklarla ve kendi deneyimlerimle beraber.

   Şimdi uçuş zamanı…Pasaport, bavul, canta ve diğer her türlü ihtiyacıma destek olması için melekler gönderilmiş yeryüzüne 🙂 Neredeyse sandalyeden kalkmadan başarıyla tamamlanmış bir iç ve dış hat yolculugu.

Ne kadar tatlı, yardımsever, güler yüzlü personel varsa benle eşleşti 🙂 Özellikle Thy uçuşunda, zaten haber verilmiş çalışanlara dolayısıyla harika karşılandım…

Hepsinin varlıklarına bin şükür ve sonsuz teşekkürler… Aklım, kalbim ,ruh parçacıklarım Bali’de kaldı ama biliyorum bir gün tekrar kavuşacağız hem de bambaşka versiyonumla💫