Seli’nin İyileşme Yolculuğu/ Bölüm 28

Zorlayıp sonuna kadar gitmeyi seviyorum. Beden benle aynı dili konuşmuyor nedense…Zihinle ikna etmeye çalışıyorum, konuşuyorum onunla canım bedenim ‘bak bu eski günlerdeki gibi yoğun antrenman için zorlamıyorum seni. 

Hatta aksine iyileşeceğimiz bir süreç bu, hem az kaldı bak hadi beni yarı yolda bırakma hadiiiii!’

Bedenim isyan ediyor, yetti be! O çalışma, şu seans, bu beslenme, yok doğal takviye, yok bilmem ne…Vala yetti! Beni bir sal, beni güvenli bölgeye al!

Benim kendi kendimi iyileştirme mekanizmam senin zihninin düşünebilme kapasitesinden daha büyük yeter ki beni rahat eyle be!

Haklısın zaten artık yataktan çıkamayacak haldeyim, dışarı çıktığımda ayakta durmakta zorlanıyorum, sürekli oturacak yerler arıyorum. Motor ile alerji seansına gidiyorum, geliyorum, iyi gelsin diye sokak üzerindeki ayak masajına bazen de  full masaja gidiyorum. Yemek yapacak gücüm olmuyor, Whatsapp’tan yemek siparişi veriyorum o da bana özel ama…Gluten free, dairy free, sugar free, nut free, guilt free, joy free kısaca bok free!!! 

Ataklar yoğunlaşıyor, artık geceleri uyanıp sadece kalp çarpıntılarıyla kalıyorum, baş edebileceğim sanrısıyla bildiğim tüm teknikleri deniyorum,pandeminin başında tanışmıştık sonuçta. Gün içinde sıklığı artıyor, şiddeti de. Kendimi meşgul ediyorum, bilinçli bir şekilde odak değiştiriyorum, balkona geçip yemyeşil manzaramda düşünceleri salmak için yazıyorum (geçmişten kalan bir sürüü şey pörtlüyo)sakin kalmaya çalıştığımda boyama, müzik, podcast dinleme, çıldırdığımda dans, bağırarak şarkı söyleme, sallanma, somatik bildiğim egzersizler…

Sesini duyduğumda iyi gelen arkadaşlarım… Bir gün seansın başında terapistime şarkı dinlediğimi söylüyorum, ‘ne dinliyorsun?’ diyor. Biraz mırıldanıyorum, Can Bonomo’dan ‘Güneş’…Sonra bir ağlama ki böyle gözyaşı hayatımda aktı mı bilmiyorum, ne birikmiş!

Monuia ile geçen aylarda bir olay olmuştu ağlayamamıştım, sadece gözlerim dolmuştu sanki tıkanmıştım.’Dişil enerjiden bahsediyoruz değil mi? Denge mi istiyorsun, sal o zaman gözyaşlarını’ demişti…

‘Hala erilin ne kadar direniyor güçlü gözükmek için farkında mısın’? 

Artık salabiliyorum çünkü biliyorum, her daim güçlü görünmek zorunda değilim.

O seans mıydı hatırlamıyorum devamı olabilir, bana bir serbest salınım yaptırıyor terapist. Abooow tüm aile fertleriyle beraber hayatımdaki herkes nasibini alıyor 🙂 Ne dolmuşum be ana avrat dümdüz gidiyorum! Korku, panik hallerinin yanında bir de biriken, ifade bulmayan ne varsa çıkıyor. Ben şok! Salınım da mantık yoktur, sonu hafifleme, rahatlık ve ohhhhhh…En savunmasız halinde sağlıklı düşünemezsin ya işte heh! en doğru aktarım da orda oluyor! Sen bile farkında değilsindir kalanların, birikenlerin. Olur ya kavga anında istemediklerimizi söyleriz genelde, karşının kalbini kırarız geçmişten birikmiştir, o birikimle bir an ağzından çıkıverir işte; zamanında çıkmayanlar…

Öfke patlamaları, kavga anları. Oralarda sakin kalıp tepki yerine cevap vermek gerçek duygusal olgunluktur bence, niyetimi de koyayım şuraya:)

‘Ciddi bir hastalıkla boğuşan hastalarımın hemen hemen hepsi yaşamlarının önemli bi alanında hayır demeyi öğrenememiş kişilerdir.’ diyor çok değerli Dr. Gabor Mate. Bir de bastırılmış öfkeden bahseder özellikle, Otoimmun hastalıkları için, o kadar doğru ki!

Hayatımın hiçbir döneminde kendimi bu kadar çaresiz ve sıkışmış hissetiğimi hatırlamıyorum ya da çoğu zaman o kadar hissetmekten kaçtım ki sonunda yakalandım…

Seli’nin İyileşme Yolculuğu/ Bölüm 27

Günlerimin çoğunu odada geçirmeye başladım bile, koyulan teşhislerden sonra her zamanki gibi derin dalıyorum, kitaplar, videolar, podcastler…Fakat enerjimin çekildiğini hissediyorum, şimdilerde düşünüyorum da ‘adrenal yorgunluk’ teşhisi koyulmuş. Sonrası bu kadar yoğun alerji tedavisini niye bana önerdin a be Frederique! Bak anlık hayal kırıklığından doğan kızgınlığı hissediverdim şu anda…Evet belki doğru bir tedavi protokolu fakat şimdi mi?Yine bir neyse çekiyorum içimden…Kökten çözüm istiyorsun Seli belki de dayanmalısın… Bu arada terapi sıklığını arttırdık, itiraf etmekte zorlansam da, dünyanın bir ucunda kalmakta ısrar etsem de ortada net bir şey var ki ben günden güne kötüleşiyorum! Canım Monuia bir yandan Sound Healing eğitimine gidiyor, bir yandan kendi danışanları, ee arkadaşları…Aklı bende, odaya döndüğünde mutlaka yanıma uğruyor.

Sürekli beni rahatlatmaya çalışıp, hatırlatıyor, ‘bak sen kendi yolundasın ‘healing journey’ böyle bir süreç, tek bir çizgi halinde gitmez ,iniş çıkışlar olacak, her alanda kendine çalışıyorsun; fiziksel, mental, duygusal, ruhsal, atalar, karma. Sürecin içindesin, terapistin de seninle ve sürecine hakim, güven, bırak kendini…’

Hep hatırlattığı şey: trust the process, surrender, trust your timing.

‘Ben de yanındayım tüm bu ruhun karanlık gecelerinden geçtim, hala geçiyorum ,bak nice insana alan açarken, atalarıyla buluşturup şifalandırırken ,ben de kendi içsel çalışmama devam ediyorum. Hem sen akrep burcusun; deep transformation demek, küllerinden doğuyorsun her seferinde! 😊Bu yaşadıkların gün gelecek anlatacağın bir hikayeye dönüşecek belki nice sporcuya, ihtiyacı olana ilham olacak belki sen de böyle alanlar açacaksın nefes, hareket vs..Tamam işin içinde beslenme de olacak!’ Gülüyoruz beslenmeye olan takıntımı biliyor 🙂

   Evet evet çok farkındayım bu süreç kabuk soymak gibi, eski deriyi bırakmak, bırakırken yasını da tutmak, yeniye de alan açmak ve kucaklamak…

   Peki ben ne kadarına hazırım?

Over loading oluyor sanki?! Ne kadarını kapsayabiliyorum? Ne kadarını entegre edebiliyorum fark ettiklerimin?

Terapi ortamında olduğu gibi yavaş yavaş, sindire sindire gitse ya! Bir de söz vermiştim kendime sadece terapi sürecinde kalıp başka çalışmalar yapmayacağım diye. Terapi öncesi (2016-2020 arası) fazlasıyla spiritüel çalışmalara katılıp, daha travmatik bir şekilde ayrılıyordum…Bilmeden! Ah o şarlatanlara da selam olsun!!!

Bu çalışmalar güvende hissettiğin; kısaca bir-iki seansta olacak şeyler değil ki!

Görüldüğün, duyulduğun alanlarda yapılır. O yüzden siz siz olun işi uzmanlara bırakın! Önce güvenli bağı kurun, sonra sökülün 🙂

O hafta bir kez daha gidiyorum alerji şeysine ama yok bu iş olmayacak! Artık ayakta dururken beynim dönüyor, kalbim başladı pıt pıt, bu sinyalleri ignore etmemeliyim…

Bir kaç kan testi de yaptırıyoruz emin olmak adına  çünkü sindirimde karışmış durumda, beden bu kadar tehdit algılıyorken tabii ‘rest&digest’e geçmesi ne mümkün!

Geldi gece saat 3 atakları yeniden ayyy merhabaaa!!!

Seli’nin İyileşme Yolculuğu/ Bölüm 26

Sound Healing, Kirtan, Reiki çalışmaları, kalp açıcı sohbetlerden sonra ilk defa bir grup çalışmasının içindeyim.

Yıllar önce aile dizimi için böyle bir circle’in içinde bulunmuştum. Uzun zaman olmuş yüz yüze çalışma yapmayalı, iyi geldi!

Canlı enerji başka oluyor. Başımızda tatlış bi kolaylaştırıcı var, ses tonu yumuşacık,Endonezya’lıymış.Kocaman rahat minderlerin üzerindeyiz. Yanı başımızda boyama kalemleri ve defter, arka fonda hafif müzik. Önce çalışmayı anlatıyor, sonra yavaş yavaş meditatif bir hale sokarak resim çizmemizi istiyor. Bir süre sonra bizi ana getirerek tek tek söz hakkı veriyor, eğer paylaşmak istiyorsak o an ortaya çıkanlar veya çocukluğumuzla alakalı deneyimler…

Bayağı etkileyici hikayeler duyuyorum. Wooow! Ben de biraz aile yapımdan, hala etkisini gördüğüm değiştirmeye çalıştığım bir kaç ‘paternden’ bahsediyorum. O an bilince gelen deneyimimi de paylaşıyorum..

Paylaşımlardan sonra rahat bir pozisyona geçip kadının yönlendirmesiyle daha derin meditatif bir hale geçiyoruz…Sonrasında ben yoğuum 🙂 Kayboldum hatırladığım tek bir şey, bir ara gözyaşlarına boğulduğum ve gözümü açtığımda iki saatin geçtiği. Çalışma toplamda üç saat, iki saati kayıp!

Bir süre yerde kalıp demleniyorum. Sonrasında ki hafifleme! Uçmaya hazırım :)Çalışma esnasında yanımda oturan Amerikalı bir çocukla cıkışta konuşuyoruz, belli anlatmaya ihtiyacı varmış. Türküm deyince ,Türkiye deneyimlerini, çocukluğunu ,kız kardeşinin sağlık durumları vs…Konu sağlık olunca da hassas noktam sanırım, içimde gömülü bir ansiklopedi var ordan bilgiler çıkabiliyor bir anda 🙂

 Bir çay içip hadi ben arrivederci! 

   Hemen akşamında Mounia’ya anlatıyorum. Onunla içsel cocukla temasın öneminden hep bahsediyoruz. Zaten yaş kaç olursa olsun o içimizde hep duyulmayı, görülmeyi, ihtiyaclarının karşılanmasını bekliyor. Ben de terapistimle bol bol yaptığımı, başta kendi çocuk halime ne kadar uzak kaldığımı anlatıyorum. Temas etmem baya zaman ve çaba gerektirdi hatırlıyorum, o kadar kopmuşum ki bilinçaltı o kadar derinlere atmış ki deneyimleri, tabii beden tek tek hatırlamaya başlıyor güvenli ve şefkatli ortamda..

Ay bİr kez daha bin şükür iyi ki iyi ki duygu ve beden odaklı terapi!!!

   O hafta içinde iki kez daha Fredereque’ye gidiyorum, bu defa b vitamini ve kalsiyuma çalışıyoruz. Bu intihar gibi bir şey ama şükür ölmedim 🙂

Koyu yapraklı sebze mi dersin, et türleri mi…Hangi gıdanın içinde bunlar varsa tüketemiyorum, kısaca listeye baktıktan sonra tamam diyorum 🙂 Şu an sinir sistemime vereceğim en sağlıklı stres bu olamaz herhalde!

Kısaca benim yediğim normal rutinimde olan hiçbir şey yok listede, yirmi dört saat olsa bile zorluyor üzerine iki gün sonra yine seans 🙂

Nedir benim bu gıdalarla olan sınavım?! (iyi ki sormuşum cevabı geldi:))Bir gün sadece hindi ve karnabahar yediğimi hatırlıyorum:) 🤮Günden güne biten enerjimin farkındayım, supplementleri alıyorum ama nafile…Uzaklara gitme hayali yalan mı olacak ne?! (aklım hala gezmelerde)

Kim bilir terapistim bana bir şeylerin yolunda gitmediğini kaç kez vurguluyor da ben görmeyi seçiyor muyum?…O an ki durumu kabullenmek, istediğim son şey olsa gerek.


Monuia ile harika bir otelde ayrı oda kiralamışız; kocaman balkonu, havuzu, coconut ağacları…Manzarayı anlatmaya kelimeler yetmez. Arşive baktım da bir bulduğum tek video instagram storylerde ☺️Gerçeği yansıtmasa da en azından sonu olmayan bi ormana, yemyeşil alana baktığını söyleyebilirim..

Seli’nin İyileşme Yolculuğu/ Bölüm 25

Welcome to Bali Wellness Center…

Yemyeşil, kuş sesleriyle, huzur veren alanda iyileşme ışık hızıyla oluyor olsa gerek 🙂

Frederique’in o kadar saf ve temiz enerjisi var ki, o sıralar bendeki kaygı seviyesinden ötürü olsa gerek dingin insanlara imreniyorum. Bir gün ben de böyle olabilir miyim acaba? İçimden sorduğumu hatırlıyorum 🙂

Normalde çalışacağım kişiye fazlaca soru sorarım, Seli’ce bir analiz diyelim 🙂 ya da çıktığımda hemen Google, web sitesi araştırırdım 🙂 O zamanlar fazlaca zihinde olan biri olarak böyle kanıtlar işe yarardı, zihni ikna ederdi işte 🙂 Fakat kendisine güvenmiş olmalıyım ki ne web sitesine girip baktım ne de sertifikalarını inceledim. Şimdilerde hatta web sitesine bakayım dedim, 2005 yılında Quantum Touch eğitimİ almış, bilseydim bunu mutlaka sorardım:) Gerçi yine bir şeyler sormuştum en azından herbalist olmak ,doğal şifa yöntemleriyle nasıl buluştu vs…Kas testi mesela baya ilginç. Theta Healing’de kullanılan da var bu ondan farklı. Bedeninde olup bitenleri yine beden aracıyla buluyor. Karnımın üzerine bir şeyler koyuyor kolumla test ediyor, sonuca göre bir şeyler yapıyor. Vay beee !

Ben yine ‘Şavasana’ pozisyonunda full teslimiyet, ilk günü çalışıyoruz otuz-kırk dakika toplam süre, yumurtayla ilgili olduğunu söylüyor. benim alerjim yok fakat yine de protokolun icinde varmış ve hayatimin sonuna kadar yedigimde alerjik reaksiyon göstermeyeceğim. YeeeY🤘🏼Yirmi dört saat yumurta yeme! Ha ok, bir günden bir şey olmaz 🙂

Haftada üç gün uğrayacağım kendisine. İlerleyen zamanlarda bu protokolun zorlaşacağından, hangi gıdaları tüketip tüketmeyeceğimi ve alerji sırasını mail yoluyla göndereceğinden bahsetti. Peki tamam byeee.

  Yan tarafında Mother diye bi cafe keşfediyorum aman allahım, gerçekten benim için cennetten bir parça Ubud.

Oh bee ortak alan paylaşımı olmadığı tamamen bana ait bir oda ve mutfak 🙂 Havuzum yok ama olsun, tek derdim havuz olsun adanın her bi yanı su:) Uyumlu olmak adına kendi değerlerimden de ödün vermem😏Genel olarak uyumlu biriyimdir çoğu alanda, öyle derler 🙂 Sporculuğunda getirdiği bir özellik olsa gerek; takım ortamında sürekli bi paylaşım hali…Tabii ki bu herkese göre olacağım anlamına gelmiyor 🙂

Neyse biraz dinlendikten sonra o günün etkinliklerine bakmak için yürüyüş turuna çıkıyorum, sosyal medya üzerinden takip etmektense hava alarak görmek iyi olur. Bir de ayak masajına uğrarım neredeyse her gün yoğurtucam kendimi 🙂

Yin yoga için eğitmen önerilen bir Event Center’a gidiyorum, duvara asılmış olan tüm etkinliklere bakıyorum, hemen ortada ki INNER CHILD çalışması dikkatimi çekiyor! Ayy terapide de en zorlandığım çalışma aynı zamanda en de sevdiğim:)

İki saat sonra da başlıyormuş!

Hadi o zaman ben içimdeki çocukla biraz temasa … 🧘🏻‍♀️

Seli’nin İyileşme Yolculuğu/ Bölüm 24

Bavulumu toplarken Mounia ve Wayan (evimize yardımcı gelen kadın) yardım ediyor, ben de o sıralar çevrede bir süre kalabileceğim başka bir villabakıyorum. En azından şu alerji olayını halledeyim sonra rahatça hareket edebilirim…

Mounia kızın tavrının ona karşı da değiştiğini, muhtemelen aramızdaki ilişkiyi kıskandığını söyledi, dedim beni ilgilendirmiyor bu onun sorunu. Yakın zamanda Hatta dersleri (sound healing eğitimi alıyordu) biter bitmez kendisinin de evden ayrılacağını ,beraber başka yere geçebileceğimizi söylüyor, ok bakarız diyorum. Her an yanımda olduğunu o kadar hissettiriyordu ki..

   Bir yandan süreci sindirmeye bir yandan içimdeki öfkeyi atmaya çalışıyordum; yazmak, şarkı söylemek, dans etmek, terapi çok iyi geliyordu..

Fakat enerjim çok çabuk bitiyor,işin içine hareket girdiğinde şu voleybol oynadığım zamanlarda ki gibi enerji ‘crash’ oluyordu. Sanki bi anda pilimi çekiyorlar..

Meğerse bu adrenal yorgunluk böyle bir şeymiş zaten…  

 Kendime çok tatlı, villa tarzı bir oda buluyorum, o esnada tanıştığım bi kızla Ayurveda ve Çin tıbbı üzerine sohbetler ediyoruz, kendisi ‘Holistik Pratisyen’, diyorum ya

burda kolunu çarptığın ‘healer’ 🙂 Bana koyulan teşhislerden bahsediyorum, o da bana ‘Vata Balancing’ hayat tarzından bahsediyor, bende artık bu bilgilerden dolup taştığımı neredeyse eğitim verecek aşamaya geldiğimi söylüyorum, gülüyoruz 🙂

Sonra hiç duymadığım bir şeyden bahsediyor, bana bunlarla gel 🙂  ‘Biofeedback’ ! Biraz anlatıyor, anlatımlarından, ‘Scio , Edoctor, Biorezonans’ tarzı bir şeye benzetiyorum..

Ses frekansından vücut sistemini üç boyutlu mekanda ölçerek analiz yapıyor, istersen deneyelim, basit bir şey diyor. Telefonundaki uygulamaya on saniye kadar konuşuyorum, dakikalar içinde tüm analiz hazır!

Woooooww çok etkileniyorum. Ruh, zihin, beden alanında oluşan dengesizlikleri, dengede olanları, çakralar da dahil olmak üzere her şeyiii çıkarıyor. Beni en çok etkileyen; kronikleşmiş, güncel olan ve dengede olmayan kısımların hepsinin doğru olması!

Kronikleşen insülin problemi, ince bağırsakta bakteri oluşumu(Sibo) ,kök çakra dengesizliği ve nicesi… Travmalara kadar gösteriyor, bu nasıl bi teknoloji böyle!!!

geleceğin tıbbı frekansla iyileşme mi gerçekten?

O anda en yoğun gözüken ise ‘histamin’!!! Ohaa diyorum bu kadar olur!!!

Üzerine bayağı konusuyoruz…kök çakra dengesizliğinin regl problemleri üzerindeki etkisi vs.Eril/dişil prensipler 🙂

Egzersizler, yemem gerekenler ve bir kaç bilinçaltı calışmasından bahsediyor, yok diyorum artık terapi dışında başka alanda derinliklere girmek istemiyorum! Hepsini biliyorum ve uyguluyorum diyorum, bir-ikiseans bana Akupunktur yap biraz dengelenme olsun,yeter(sporculuk zamanımda çok faydasını görmüştüm, sevdiğim bir yöntemdir.)

Biofeedback yardımıyla da ihtiyacım olan alanlara uyguluyor, yanında ses frekansı da kullanıyor. Adolf’un enerji çalışmasıyla omzuma yaptıklarımdan sonra nasıl inanmayayım ses ve frekansın iyileşme üzerinde ki etkisine..Bir de bana bir frekans gönderiyor her gün yirmi dakika dinlemem için, bu ses frekansıyla bedende ki dengesizlikler dengeye gelicekmiş! Woow!

hakkaten 3-4 gun ıcınde hıstamın seviyem düşüyor,alternatif tıbba olan tutkum her geçen gün artıyor..   Bu arada Türk birileriyle tanışıyorum sosyal medya üzerinden. Adanın kuzey tarafına beni davet ediyorlar…gelicem’ gelicem’, heyecanla o günleri bekliyorum:) Bir halledivereyim şu alerji şeysini. 

   Arada değişiklik için Canggu’ya gidiyorum biraz sunset , chill music, sörfçüleri izlemek..

İki, üç gün konaklayıp bana göre olup olmadığına bakıyorum. Hıh olmadı, burası influencerların ,party sevenlerin yeri, not my vibe 🙂

Ubud’ta kalmaya karar veriyorum.. 

Şimdi son olması niyetiyle Frederique ile şu Naet olayına başlayalım bakalım..

Seli’nin İyileşme Yolculuğu/ Bölüm 23

Yolunda gitmeyen şeylerin olduğunun farkındayım. Bedensel semptomların hepsi mevcut onlar ortaya çıktığından beri de regl olmadım. Bu arada neredeyse üç ay oluyor, havadan sudan,ülke değişikliğindendir canım! Gelir dengeye…

Bir yanım düşünüyor; dönsem mi ülkeme? Sonra hemen vazgeçiyorum, adanın güzelliklerini, imkanlarını düşününce…zorlanıyorum fakat bir yandan da büyüleniyorum adada. Dönmeyi opsiyon olarak bile görmüyorum, orada yapacaklarıma, göreceklerime, yaşayacaklarıma odaklanıyorum. Biri hatırlatsa ya dönsen de bir gün tekrar gidebilirsin ayrıca kalıp, zorlayınca işler kolaylıkla olmayacak ki!

Olmayacağına dair yüzlerce sinyal var görmeyi de seçebilirsin? Hem sonunda madalya yok, kupa yok, tribünler alkışlamayacak…ama kimseye anlatmıyorum ki yaşadıklarımı terapistim dışında. Daha doğrusu ben bile anlamlandıramıyorum, buraya iyileşmeye geldim Instagram fotoğraflarıma baksanız zaten living my best life yani, pozlarımda gülücükler dağıtıyorum!.. 

   Hayat sana güzel yorumları alıyorum her gün! Bedenim öyle söylemiyor ama birbirine girmiş duygularımın, sinir sistemimin fotosu çekilip paylaşılmıyor ne yazık ki!

Bir yandan da düşünüyorum; acaba Ubudt’a kalmasam bu spiritüel dünyadan biraz uzaklaşıp Canggu’ya gitsem, sörf falan yapsam kendime gelir miyim? Tüm alerjilerim geçer mı acaba?

Fark etmeden Monia’dan gördüğüm destekle ben baya güvende hissetmişim orada. Güvenli bölgeden ayrılmaya niyetim yok… Diğer kıza bir mesafeliyim, yanaşmakta istemiyorum, o da bunu fark ediyor olsa gerek ki bir gün Monia’ya benim orada olmamdan hoşnut olmadığındanbahsediyor. Gelip direkt söylemiyor. Tabii benim bedenim o an hançer yemiş gibi! İtalya’da ki ana götürüyor beni ve bedenim aynı tepkileri vermeye başlıyor..

   Duygularımı en iyi öfkelendiğimde dile getirirdim eskiden yani en son İtalya mevzuunda klüp başkanına bir yandan ağlarken bir yandan haykırıyordum. Benim için de bir ilkti, hayatimin en büyük haksızlığını yaşadığım yerdi orası! Sakin kalıp tepki yerine cevap vermek öğrendiğim bir şey değildi. O olgunluk seviyesi için bu basamakları atlamalıydım önce 🙂 İçimde fırtınalar koparken sessiz kaldığım çok olurdu.. ‘ya ama şimdi kalp kırmaya ne gerek var, ya üzülürse, e onun da yaraları var,  kim bilir içindeki çocuk nasıl acı çekmiştir, saygıda kusur etmeyelim, yok yok alttan alayım, şimdi söylemeyeyim sonra söyleyeyim…’ içimdeki alev topu patlamaya hazır balona dönüştü artık..

Bu da farklı bir bypass modeli, şimdi ki baya havali ‘sprituel baypass!’

Artık üzerine çalışan , yoga, meditasyon yapan, terapi gören Seli’ydim ya sanki sinirlenmeye, haksızlık karşısında tepki vermeye hakkim yoktu…

   Kızın karşısına konuşmak için çıktığımda titreyen bedenimle azıcık sesimi yükseltiyorum ama yine içimden geldiği gibi değildi..

Şimdi olsa üzerine bile yürüyebilirim; o denli sinir bozucu, manipülatif, haset, kıskanç bir kadındı! Benim tepkilerimi kişisel algılayıp, Monia’yla olan samimiyeti ona göstermeme halime dayanamadı, sanki zorundayım! Hayat beni böyle insanlarla karşılaştırıyor ki döngüyü tamamlayayım ama alamadığım derslerle sınıfta kalıyordum…

İyi, uyumlu kız maskemi çıkarmam için ruhum bedenime sinyaller gönderiyor ama nooo ?

Herkese namastecikler gönderiyorum! Şimdi içimde kalmasın o zaman f*ck off girl!!

Yine bir bavul toplama zamanı…

Seli’nin İyileşme Yolculuğu/ Bölüm 22

Bir kaç saat uzandıktan sonra semptomlar daha da arttı ,kaşınma, burun tıkanıklığı, baş ağrısı, kalp atışları, beyin zaten sisli.neredeyse nefes alamayacak hale geldim. Uzanarak bildiğim tüm yatıştırma tekniklerini denedim en şefkatlisinden ama nafile! Korkmaya başladım hemen Mounia’yı aradım ‘iyi değilim bu histamine çoştu ,nefes alamıyorum!’Koşarak anti histamin ilacıyla yanıma geldi, içmem diye o halde bile direndim! Şu an başka sansın yok şimdi iç sonra doğal yollara bakarız! İlacı içtim, içtikten bir saat sonra sızmışım. Sabah uyandığımda, burun tıkalı, baş ağrılı…bu iş böyle olmayacak! Şu alerji şeysi için kadına gitmeliyim.Sonra aklıma homeopati geldi alternatif tıp adına denemediğim kaldı mı diye düşünüyorum:) daha önce remedilerle alakalı bi workshopa gitmiştim İstanbul’da.
‘Homeopat’ da ilgi alanlarımda; hemen araştırmaya başladım. Bali’nin en iyisi zaten Ubud’taymış. Şaşırmadım ,motora atladım doğruuu Usada Center’a, bana Tjok’u bulun…Resepsiyona gittim kendisiyle görüşmem lazım, üç ay sonraya randevu verebiliyoruz?! -‘’Neee ,o kadar bekleyemem!”

-”Maalesef çok yoğun..”-‘”Peki ilk görüşmesi ne zaman?’’-”Saat 11’de.”

İki saat vardı, dönmedim otoparkta adamı bekliyorum, gerekirse yalvarırım! Başka adadan gelen danışanları kapıda bekliyor..

Arabasından iner inmez lütfen dedim durum acil görüşebilir miyiz? Peki dedi, on dakikam var. Kısaca özet geçtim, alternatif tıpla ilgileniyorsan, soruna bütüncül yaklaşmazsan olmaz biliyorsun değil mi daha kapsamlı bakılmalı. Biliyorum dedim. Anksiyete seviyesinin farkında olduğu gözlerinden okunuryordu…

Bütüncül ,hücresel, mental, fiziksel, ruhsal, duygusal her açıdan destekleniyorum. Tjok, lütfen bi remedi alıp gidebilir miyim? Peki deyip sıvı forma bir remedi verdi; üzerinde ‘histamine’ yazılı. Hemen dil altı damlattım sanırsın şok etkisi var:)

Neyse placebo etkisi de önemli değil mi…kaşıntı, nefes sorunu bu seviyedeyken beslenmemden yerel gıdalarla beraber, histamin yükü olan gıdaları da azalttım. En azından fiziksel boyutta bu şekilde destekleyebilrim kendimi. Obsesyona dönüşmek üzere olan gıdayla ilişkim başka bir boyut alıyordu…Terapime zaten devam ediyorum hatta haftada ikiye cikarmış durumdayız.geçmiş yani geçmemiş mevzular da gündemde o sıralar..

Nelerİn üstünü örtmüşüm öyle de altında kalmışım hatta baya ezilmişim… O sıralar duygusal dünyamı, bilinçaltımın saklı kalmış deneyimleri ortaya çıkardıkça bedene olan yansımalarını; kelimeyle değil de çizimle ifade edebilsem keşke

   Bir yandan günlük hayatıma devam etmeye çabalıyorum, sindirime zaman vermeden..

Şu Frederique’ye bakayım artık neymiş şu ‘Naet’.

Bir-iki gün içinde randevu alıyorum. Başka bir sandalye de aynı hikaye özeti, lütfen diyorum su alerjilerden kurtulayım artık! Genel muayene yapıyor. İridoloji bilim dalını kullanıyormuş, büyüteç gibi bir şey kullanarak gözümün içine bakıyor. Heh bir  iris ve akıyla muayene eksik kalmıştı!

Adrenal Fatıque diyor … Bu yaşadıklarıma adrenal bezler iyi dayandı tabii hala beni hayatta tutmak için kortizol üretiyor şükür! Evet diyorum pek mümkün,hatta koyulan en doğru teşhis olabilir.. 

Yirmi sene koştum halime baksana hala duramıyorum!! klasik olarak supplementler , inflomasyondan uzak beslenme programı, yumuşak hareketler (sinir sistemi destekleyici) (qigong ,yoga flow vb)kaliteli uyku öneriyor.

Hepsi menümde var zaten yıllardır, thank you.

Alerji için de önce kas testiyle bakıyor sonra on beş-on yedi seans öneriyor. Haftada üç gün gelsen ortalama beş-altı haftada biter diyor. Yarım saat-kırk dakika sürüyormuş, tamam diyorum başlasın da bitsin ! 

Yalnız diyor bu programda vitamin, kimyasal, bitki kısaca alerjiye sebep olan her şeye tek tek çalışırken bazı gıdaları elimine etmemiz gerekiyor. Yirmi dört saat tüketmeyeceksin ki yaptığımız çalışma işe yarasın..Neee! Zaten ne yiyorum ki neyi çıkaracağım!? Anlatıyor protokolu, kulağa çok zor geliyor ama denemeye değer, doğal sonuçta ve ömür boyu alerjiye son !